İsmail Kavaz
Yayın Tarihi : 03-01-2022
Okunma Sayısı: 288

Küresel Enerji Piyasalarında Yaşanan Gelişmeler ve Türkiye'ye Yansımaları

Dünya iki yılı aşkın süredir COVID-19 salgınının etkileri ile yüzleşmektedir. Bu süreç başta sağlık olmak üzere sanayiden üretime, ulaşımdan ticarete kadar bir çok alanda olumsuzlukların yaşanmasına sebep olmuştur. Ekonomiler üzerindeki etkileri itibarıyla COVID-19 salgınının dünyayı büyük bir resesyon sürecine soktuğu söylenebilir. Dahası salgının küresel ölçekte yayılmasıyla birlikte hemen hemen tüm ülkelerin derin bir ekonomik krize sürüklendikleri gözlemlenmiştir. 2020’nin ilk çeyreğinde küresel üretimde yaşanan düşüşler ve buna bağlı olarak yükselen işsizlik rakamları, ilerleyen dönemlerde artarak devam etmiştir. İkinci çeyrekte küresel ekonomi yüzde 9,9 oranında bir küçülme kaydederken salgının Avrupa ve ABD’ye sıçramasıyla birlikte kriz birçok sektörü olumsuz etkilemeyi sürdürmüştür.

2020’nin ikinci yarısında ise tüm dünyada alınan sıkı önlemler ve aşılama çalışmaları sayesinde salgının görece kontrol altına alınmasıyla beraber ülkeler erteledikleri ekonomik aktivitelerini eski seyrine döndürmeye başlamışlardır. Küresel ekonomik faaliyetlerde yılın üçüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre belirgin bir toparlanma gözlemlenmesine rağmen geleceğe yönelik belirsizlikler devam etmiştir. 2020’nin son çeyreğinde ise ekonomik toparlanma hızlanmış küresel büyüme oranları yukarı yönlü revize edilmiştir. Ancak yine de ekonomik göstergeler negatif büyüme oranlarına işaret etmiştir. Dünya ekonomisi 2020 yılını yüzde 3,4’lük daralmayla geride bırakmıştır.

2021’e başlarken küresel ekonomik görünüm artık COVID-19 salgınının hasarlarını geride bırakma ve yeniden toparlanma sinyalleri vermekteydi. Zira, 2021 ilk çeyreğinde dünya ekonomisi COVID-19 salgınının etkinliğini hissettirmeye başladığı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3,1 oranında büyüme performansı göstermiştir. 2021 yılının ikinci çeyreğinde ise küresel büyüme oranı yüzde 12 olarak kayıtlara geçmiştir. Son iki çeyrekte ise söz konusu büyüme performansının devam etmesi beklenmektedir.

COVID-19 salgınının küresel ekonomi bağlamında en fazla etkilediği sektörlerden biri de enerjidir. Salgının yayılmasını önlemek amacıyla alınan tedbirler ekonomik faaliyetlerde bir yavaşlama sürecini beraberinde getirmiş, bu durum özellikle fosil enerji kaynaklarına olan talep miktarlarında ciddi düşüşe ve petrol fiyatlarının sert bir şekilde azalmasına neden olmuştur. Ardından doğal gaz ve diğer enerji kaynaklarının fiyatları da kademeli bir şekilde düşme eğilimine girmiştir. Bu sürecin enerji kaynaklarını ihraç eden ülkeler açısından olumsuz yansımaları olmuştur. Zira bütçe gelirlerinin büyük kısmı enerji ihracatına bağlı olan ülkeler açık pozisyonlarını kapatamamışlardır. Dolayısıyla, 2020 enerji piyasaları ve özellikle rezerv sahibi ülkeler açısından ciddi istikrarsızlıkları yaşandığı bir yıl olarak geride kalmıştır.

2021 ise ekonomilerdeki toparlanma sürecinin hızlanması ile birlikte küresel enerji talebinde artışları beraberinde getirmiştir. Diğer taraftan, bu süreç enerji fiyatlarının sert bir şekilde yükselmesine sebep olmuş ve dünya yeni bir enerji kriziyle karşı karşıya kalmıştır. Üretimden ticarete, konuttan sanayiye tüm sektörlerde önemli ve zorunlu bir girdi konumunda bulunan enerji kaynaklarının fiyatlarında yaşanan olağan dışı gelişmelerin küresel ekonomiyi derinden etkilediği görülürken bu sürecin kısa-orta vadede de devam edeceği tahmin edilmektedir.

KÜRESEL GÖRÜNÜM

COVID-19 salgınının tüm dünyaya yayılarak olumsuz etkilerini gösterdiği süreçle beraber enerji piyasalarında baş gösteren kriz derinleşerek devam etmiştir. Salgının Amerika ve Avrupa kıtalarına ulaşmasıyla birlikle özellikle petrol ürünlerine olan talepte ciddi bir düşüş yaşanmıştır. Söz konusu talep daralmasının yaklaşık yüzde 20 seviyelerine ulaştığı gözlemlenirken bu durum küresel petrol fiyatlarının hızlı bir biçimde gerilemesine neden olmuştur. Dünya bu seviyedeki bir petrol talebi azalması ile ilk kez karşı karşıya kalmış, bunun sonucunda ise petrol fiyatlarının şiddetli bir şekilde düşerek 20$ seviyelerine gerilediği görülmüştür. 2020 başlarında brent petrolün varil fiyatı 58$ iken aynı yılın Nisan ayında 20$ seviyesine kadar düşmüştür. Sonrasında yine dalgalı bir seyir izleyen petrol fiyatları 2020’yi 50$ bandında tamamlamıştır.

2021 ise ekonomik kayıpların telafi edildiği ve yoğun küresel rekabetin yaşandığı bir yıl olarak geride kalmıştır. Öyle ki hızlı ekonomik toparlanma yarışı öncelikle enerji talebini artırmış ve enerji fiyatlarının sert bir şekilde yükselmesine neden olmuştur. Eylül ayında günlük olarak 87$ seviyesini test eden brent petrolün varil fiyatı son dönemde 75-80$ bandında hareket etmektedir.

Bir diğer önemli enerji kaynağı olan doğal gazda ise COVID-19 salgınının başladığı ve yayıldığı dönemdeki fiyatlar önce düşmüş sonrasında yatay bir seyir izlemiştir. Öte yandan, küresel doğal gaz fiyatlarının 2021 başlarından itibaren sert bir şekilde artmaya başladığı gözlemlenmektedir. Bu dönemde küresel ekonomik aktivitelerdeki toparlanma süreci ile birlikte arz noktasında yaşanan sıkıntıların etkileri hissedilmiştir. Dolayısıyla, 2021’in ikinci yarısından itibaren fiyatların aşırı derecede yükseldiği ve Avrupa piyasasında 1000 metreküp doğal gaz fiyatının 900$ bandına ulaştığı görülmektedir.

2020 yılında petrol ve doğal gaz fiyatlarında yaşanan düşüşlere rağmen kömür fiyatlarının genel olarak yatay bir seyir izlemesi dikkat çekmektedir. Söz konusu dönem için fiyatlar açısından bu durumun devam etmesi sonucunda özellikle elektrik üretiminde kömür yerine doğal gazın daha fazla kullanılması durumu ortaya çıkmıştır. Başka bir ifadeyle kömüre göre ucuz olan doğal gaza doğru bir yönelme yaşanmıştır. Günümüzde ise aşırı derecede artan doğal gaz fiyatları ve kömür fiyatlarının düşme eğilimine girmesi, yeniden kömür tüketiminin artmasına yol açmaktadır. Bu da doğal gaza göre daha fazla karbon salınımı yapan kömürün kullanımını yaygınlaştıran bir unsurdur. Dolayısıyla, önümüzdeki dönemde petrol ve doğal gaz fiyatları artmaya, kömür fiyatları da düşmeye devam ederse zaten yüksek olan küresel karbon salınımının daha da yükseleceğini söylemek mümkündür. Zira Uluslararası Enerji Ajansı tarafından yapılan tahminler de bu görüşü destekler niteliktedir. Ajansa göre 2020 yılında yüzde 5,8 oranında azalan küresel karbon salınımının, 2021’de yüzde 4,8 oranında artması beklenmektedir.

TÜRKİYE’NİN DURUMU

COVID-19 salgını tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de etkilerini göstermeye devam ediyor. Enerji piyasası bakımında ülkenin mevcut durumu Avrupa kadar olumsuz olmasa da kuşkusuz küresel fiyat hareketlerinden etkilenilmektedir.

Türkiye özellikle petrol ve doğal gazda ithal kaynak bağımlısı bir ülke konumundadır. Piyasadaki petrol fiyatlarının düşüklüğü Türkiye’nin enerji harcamalarını azaltmasından dolayı ilk etapta ülkenin lehine bir durumu işaret etmektedir. Ayrıca salgının başlarında küresel petrol ve doğal gaz fiyatlarının birlikte hareket etmesi Türkiye gibi gerek elektrik üretimi gerekse ısınmada yoğun şekilde doğal gaz tüketimi gerçekleştiren bir ülke açısından olumlu olmuştur.

Diğer taraftan, hem küresel enerji fiyatlarının sert bir şekilde tırmanması hem de Türkiye’deki dolar kurunun yükselmesi nedeniyle ülkenin enerji harcamalarının son dönemde arttığı gözlemlenmektedir. Gelinen nokta itibarıyla Türkiye enerji alanında her ne kadar olumsuz faktörleri minimize etmeye çalışsa da küresel piyasalara entegre bir sistemin parçası olması hasebiyle bu süreçten etkilenmiştir.

Türkiye’nin enerji alanında önemli avantajları bulunmaktadır. Bunlardan ilki ülkenin coğrafi ve stratejik konumudur. Zira Türkiye söz konusu konumundan dolayı enerji kaynaklarına uygun maliyetler ulaşma ve bu kaynakların transfer edilmesi bakımından ciddi avantajlara sahiptir. Bunun yanında ülkedeki yenilenebilir enerji potansiyeli dışa bağımlılığın azaltılması noktasında Türkiye’ye önemli fırsatlar sunmaktadır. Dolayısıyla, söz konusu potansiyelin bir an önce ekonomiye kazandırılması için çalışmalar sürdürülmektedir. Ayrıca yeni yapılan petrol ve doğal gaz keşifleri yine Türkiye’nin fosil kaynaklarda dış tedarikçilere olan bağımlılığının azaltılması ve enerji ar güvenliğini artırılması açısından son derece kritiktir. Sonuç olarak, Türkiye güçlü politikalarla desteklenen enerji hamlelerini kararlılıkla sürdürmelidir. Bu bağlamda, etkin politikalarla yürütülen enerji projelerinin Türkiye’yi COVID-19 salgınında olduğu gibi ortaya çıkan dış şoklara karşı koruyacağını söylemek mümkündür.

Yazarın Diğer Yazıları