Feyzullah Durgut
Yayın Tarihi : 18-04-2022
Okunma Sayısı: 162

Tarımın Ekonomideki Yeri ve Gıda Arzı Güvenliği Sorunu

Tarım, ülke nüfusunun gıda maddeleri ihtiyacını karşılaması, sanayi sektörüne hammadde sağlaması, sanayi ürünlerine talep oluşturması, ihracat ve milli gelire katkı yapması, istihdam sağlaması yönleri ile büyük öneme sahiptir. Tarım sektörü ekonomik olduğu kadar sosyal sektör özelliği de taşımaktadır. Nüfusun hızlı artması, Dünyada yaşanan iklim değişikliği, savaşlar, bölgesel ve uluslararası sorunlar, yanlış uygulanan tarım politikaları ve son olarak da koranavirüs pandemi süreci tarımsal üretimin, gıda arzı ve gıda güvenliğinin önemimi katbekat artırmıştır. Tarımsal üretim doğa koşullarına bağlıdır. Bu nedenle sektörde arz-talep dengesinin sağlanması oldukça zordur. Üreticiler için gelirin (karın) düşük olması, ürünlerin uzun süre muhafaza edilememesi, pazarlamada karşılan sıkıntılar, ekonomideki risk ve belirsizlikler, kaynakların akılcı ve planlı kullanılmaması, enflasyon nedeniyle maliyetlerin aşırı artması vb. sorunlar üretimi olumsuz yönde etkilemektedir.

Ülkemizde tarım sektörüne ilişkin veriler yıllar itibariyle aşağıda yer almaktadır. Sektör ile ilgili analiz edilebilecek birçok veri ve gösterge bulunmakta olup, sadece temel göstergelere aşağıda yer verilmiştir.

 

Dönem

2000

2005

2010

2015

2020

2021

Toplam Tarım Alanı (Bin, Hektar)

38.757

41.223

39.011

38.551

37.762

38.563

Toplam İşlenen Tarım Alanı (Bin, Hektar)

23.768

23.775

21.384

20.650

19.586

19.851

Toplam Tarım Alanının İşlenme Oranı

0,61

0,58

0,55

0,54

0,52

0,51

Niteliklerine Göre Örtülü Tarım Alanları/Seracılık (Dekar)

422.130

467.540

563.805

660.265

805.159

854.600

Tarımda İstihdam

7.769.000

5.014.000

5.084.000

5.483.000

4.716.000

4.948.000

Toplam İstihdam

21.581.000

19.633.000

21.858.000

26.621.000

28.812.000

28.797.000

Toplam İstihdamda Tarımın Payı

0,36

0,26

0,23

0,21

0,16

0,17

Tarımın Milli Gelir İçerisindeki Payı (%)

14,10

10,30

9,40

6,90

6,70

5,60

Tarım Ürünleri İhracatı (SITC-Milyon Dolar)

3.856

8.309

12.664

17.444

21.241

25.912

Tarımın İhracat İçerisindeki Payı (%)

0,139

0,113

0,111

0,121

0,125

0,115

Tarım Ürünleri İthalatı (SITC-Milyon Dolar)

4.156

6.480

12.880

16.059

19.670

24.323

Tarımın İthalat İçerisindeki Payı

0,076

0,055

0,069

0,066

0,090

0,090

İhracatın İthalatı Karşılama Oranı (%)

92,782

128,225

98,323

108,624

107,987

106,533

 

2000 yılından 2021 yılına kadar toplam tarım alanı değişmemekle birlikte, toplam işlenen tarım alanı %10 civarında düşüş göstermiştir. Son yıllarda köylerden kente yoğun göç, miras yoluyla tarım alanlarının bölünmesi, çiftçinin ürününü gerçek değerinden pazarlayamaması vb. nedenlerle işlenen tarım arazisi azalmıştır. Ancak aynı dönemde örtülü tarım alanları (seracılık) yaklaşık iki kat artmıştır. Bu durum, tarımda üretimin seralara kaydığını göstermektedir Yine 2000 yılından 2021 yılına kadar tarım sektörünün toplam istihdamdaki payı %36’dan %17’ye düşmüştür. Tarım sektöründeki aile işletmeleri ve ya kayıt dışı istihdam dikkate alındığında tarım sektörü hala önemli bir istihdam alanıdır. Tarımın milli gelir içerisindeki payı sürekli olarak azalmaktadır. Atıl kalan tarım alanlarının tekrar işlenmesi, bu yöntem ile üretimin artırılması ve istihdam sağlanması gerektiği açıktır. Üretimin artması sonucu, doğru pazarlama tekniği ile ihracat artırılırken, ithal ikameci yöntemle tarım ithalatı da düşecektir. 2000 yılından itibaren tarım ürünlerinin ihracatı sürekli artış göstermiştir. Ancak ihracat içerisindeki payı çok fazla değişmemiştir. Aynı durum tarım ürünleri ithalatı içinde geçerlidir. Tarımın diş ticaretteki yeri ile ilgili sağlıklı değerlendirme yapabilmek için ihraç veya ithal ettiğimiz ürün bazında analiz yapılması gerekmektedir. İhracat tutarının artması kadar, bu ihracattan elde edilen katma değer veya karda önem arz etmektedir.

Gıda arzının garanti edilmesi veya gıda arz güvenliği, üretimde arz talep dengesinin sağlanması olarak tanımlanabilir. Gıda güvenliğini oluşturan dört temel boyut bulunmaktadır. Bu boyutlar, bulunabilirlik, erişilebilirlik, kullanılabilirlik ve istikrardır. Maalesef ülkemizde dönemsel olarak bazı tarım ürünlerinde arz talep dengesi sağlanamamakta, vergisiz ithalat ile sorun çözülmeye çalışılmaktadır. Yine tarımsal ürünlerin fiyat oluşumunda ciddi sıkıntılar bulunmaktadır. Üreticinin sattığı fiyatın çok üzerinde bir fiyat ile ürün tüketiciye satılmaktadır. Bu durumda hem üretici hem de tüketici zararlı çıkmakta, rant aracılar/komisyoncular tarafından paylaşılmaktadır. Üretici maliyetlerini dahi karşılamadığı için, üretimden çekilmektedir. Türk tarımında yaşanmakta olan ürün arzındaki istikrarsızlık hem tarım sektörünün hem de Türk tarımının yapısal özelliklerinden kaynaklanmaktadır. Türkiye’de tarım ürünleri arz-talep dengesini ve fiyat oluşumunu örümcek ağı teorisi (Cobweb Teoremi) net olarak açıklamaktadır. Ancak plansız bu döngü bir türlü kırılamamakta, birçok üreticinin, üretimden çekilmesine sebep olmaktadır. Arz-talep dengesizliği gıda maddelerindeki enflasyonu daha da artırmaktadır. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) gıda fiyat endeksi, Mart'ta ortalama 159,3 puan ile aylık bazda %12.6 artarken, yıllık bazda % 33.6 yükselmiştir. Böylece Endeks, 1990'daki başlangıcından bu yana yeni bir tarihi rekor kırmıştır. Türkiye’de ise, 2022 yılı Mart ayında TÜFE yüzde 5,46 oranında artmıştır. Mart ayındaki artışla birlikte yıllık enflasyon yüzde 61,14 düzeyinde gerçekleşmiştir. Yıllık enflasyona en büyük etki 17,99 puanla gıda ve alkolsüz içecekler grubundan gelmiştir. Mart/2022 döneminde gıda ve alkolsüz içeceklerdeki enflasyon oranı ise, yüzde 70,33’dür.  Gıda ürünlerindeki Yİ-ÜFE ise, yüzde 92,38 olmuştur. Bu oran tarım sektöründeki maliyet artışlarını göstermektedir.  Özellikle gübre, yem ve akaryakıt fiyatlarında meydana gelen yüksek artışlar maliyet enflasyonu olarak tarım ürünlerine yansımaktadır.

Bütün Dünyada olduğu gibi ülkemizde de Devlet, tarım sektörünün önemine istinaden çeşitli destek ve teşvikler uygulamıştır. Ancak bu sağlanan destekler hedef kitleye yeterince yansımamış, tarımsal üretimin yönlendirilmesine ilişkin amaçlar gerçekleştirilememiştir. Örneğin temel gıda maddelerindeki KDV oranı düşürülmüş, ancak aynı anda birçok gıda maddesinin fiyatları artmıştır. Yüksek enflasyon, özelliklede temel gıda maddelerindeki yüksek fiyat artışları toplumun büyük bir kesimini ekonomik olarak olumsuz etkilemektedir.

T.C. Cumhurbaşkanlığı Strateji Ve Bütçe Başkanlığı tarafından hazırlanan On Birinci Kalkınma Planının (2019-2023) 2.2.2.1. bölümünde tarıma yönelik amaç, politika ve tedbirlere yer verilmiştir. Yine, ülkemizin ihtiyaçlarına odaklanarak gıda arzı güvenliği ve dijitalleşme konusunda bilimsel ve teknolojik gelişmeye katkı sağlayacak nitelikte araştırma, geliştirme ve uygulama yapmak üzere, Kırklareli Üniversitesi, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi ve Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Gıda Arzı Güvenliği ve Dijitalleşme Ortak Uygulama ve Araştırma Merkezi kurulmuştur. Gıda arzı anlamında önümüzdeki dönemlerde Dünyada büyük problemler yaşanacağı açık olarak görülmektedir. Bu nedenle, On Birinci Kalkınma Planında tarımsal üretimi artırmak için belirlenen politika ve tedbirlerin sadece planda kalmaması ve bir an önce uygulamaya geçirilmesi gerekmektedir. Hollanda gibi yüzölçümü küçük ancak tarımsal üretimi ve ihracatı yüksek ülkeler örnek alınmalıdır.   Tarımı kendi haline bırakır, bütün aşamaları ile planlı tarıma geçmez, doğru teşvik sistemini uygulamaz, tedarik zincirini doğru kuramazsak, gıda arz güvenliği ve gıda enflasyonu sorunu katlanarak artacaktır.

Yazarın Diğer Yazıları

Stokçuluk, Fiyatı Etkileme ve Fahiş Fiyat Suçlarının Cezaları


Akaryakıttan Alınan ÖTV ve KDV Kaldırılabilir Mi?


Vergi Kaçakçılığına İlişkin Cezalar (VUK 359 VE 367. Madde) Değişmeli Mi?


Enflasyonun Vergi Gelirlerine Etkisi


Türk Vergi Sisteminin Yapısal Sorunu, Dolaylı-Dolaysız Vergiler


E-ihracatta Konsinye Satış (Fulfilled by Amazon/FBA) Yöntemi Kullanılabilir Mi?