Rıdvan Arslan
Yayın Tarihi : 16-05-2022
Okunma Sayısı: 359

Rusya-Ukrayna savaşı stagflasyona bağlı yeni bir küresel ekonomik krize yol açar mı?

Dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını dolayısıyla yaşanan ekonomik daralmaya çözüm olarak para arzını genişleten ülkelerde son yılların en yüksek enflasyon oranlarının açıklandığı görülmektedir. ABD'de enflasyon yükselişini Mart ayında da sürdürerek yıllık bazda yüzde 8,5 seviyesine yükselmiş ve son 40 yılın en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Benzer durumu yaşayan Almanya’da Şubat ayında yüzde 5,3 yıllık enflasyon açıklarken, Mart ayında yıllık enflasyonun 7,3 seviyesine ulaşarak 1981 yılından bu yana en yüksek seviyesine ulaştığı görülmektedir. (1)

Makro ekonomik otoriteler tarafından enflasyon her ne kadar istenmeyen bir durum olarak görülse de, parasal artış nominalbüyümeye yol açmakta, diğer yandan alım gücündeki azalmaya bağlı olarak işçi maliyetlerindeki düşüş istihdama olumlu yansıyarak işsizlik rakamlarını aşağı çekmektedir.

Keynesyen ve klasik iktisatçılar tarafından kabul gören enflasyon ve işsizlik arasındaki ters orantı teorisi 1970’lı yıllarda yerini yeni bir olguya bıraktı: Stagflasyon.

İngilizcede stagnant (durgun) ile inflation (enflasyon, fiyatlar genel düzeyinin sürekli ve hissedilir artışı) kelimelerinin birleşmesinden türetilen stagflasyon, resesyon ve enflasyonun aynı anda görülmesi, diğer bir ifadeyle durgunluk içerisinde yüksek enflasyon yaşanması durumudur. (2)

1967 yılında yaşanan ve “6 Gün Savaşı” olarak da adlandırılan Arap-İsrail savaşlarında, İsrail’e destek verdikleri gerekçesiyle Arap ülkelerinin ABD’ye petrol ambargosu başlatması, girdi maliyetlerini yükselterek enflasyona neden olmuş, yeterli hammadde ve enerjiye ulaşamayan ülkede üretimlerde azalmaya yol açmıştır. Maliyet ve talep kaynaklı yüksek enflasyon ile birlikte ortaya çıkan ekonomik durgunluk stagflasyon olarak adlandırılmış ve ekonomi literatüründe yerini almıştır.

Son dönemlerde global düzeyde görülen yüksek enflasyon ile birlikte enerji piyasalarındaki dalgalanmalar “yeni bir stagflasyonist döneme girilir mi?” sorusunu akıllara getirmektedir.

2021 yılı verilerine göre 37,4 trilyon metreküp ile dünyanın en fazla doğalgaz rezervine sahip ülkesi konumunda olanRusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle birlikte özellikle batılı ülkeler tarafından ardı ardına açıklanan ambargo kararları ve söz konusu ambargolara karşılık olarak Rusya’nın her fırsatta doğalgaz kozunu öne sürmesiyle başlayan petrol fiyatlarındadalgalanmalar, Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı ve eski Devlet Başkanı Medyedev’in “Avrupalıların doğalgaza 2 bin Euro ödeyeceği yeni dünyaya hoş geldiniz.” yönündeki açıklamaları ile yine Rusya tarafından petrolün 300 dolar seviyesini görebileceği yönündeki ifadeleri dolayısıylageçtiğimiz haftalarda zirveye ulaşarak stagflasyon endişelerini arttırdı.

Son olarak geçtiğimiz hafta Ukrayna'nın, Sohranovka adlı doğal gaz dağıtım noktasından Rus gazı akışının durdurulduğunu bildirmesi üzerine Avrupa'da 94,01 avrodan işlem gören doğal gazın megavatsaat fiyatı, yüzde 13,5 artarak 106,71 avroya çıktı. (3)

Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre 2021 yılında AB ülkelerinin ihtiyaç duyduğu doğalgazın yaklaşık yüzde 45’ini sağlamakta olan Rusya'nın, Litvanya'nın doğalgaz ithalatındaki payı yüzde 69, Almanya'nın dış alımındaki payı yüzde 54 olurken bu oranlar, Çek Cumhuriyeti için yüzde 53, İsviçre için yüzde 44, Danimarka için yüzde 35, İtalya için yüzde 33, Hırvatistan ve Romanya için de yüzde 28 düzeylerindedir.

Yunanistan gaz ithalatının yüzde 19'unu Rusya’dan gerçekleştirirken, Fransa yüzde 8'ini, Hollanda yüzde 5'ini ve Belçika yüzde 3'ünü Rusya'dan tedarik ettiği görülmektedir.

Rusya’dan sonra en çok doğal gaz rezervine sahip olan ülke ise 32,1 trilyon metreküp rezerv ile dünyanın en çok yaptırım uygulanan ikinci ülkesi İran olurken, 3.sırada 24,7 trilyon metreküp rezerv ile Katar yer almaktadır.

Avrupa'nın Rus gazına bağımlılığını LNG (sıvılaştırılmış doğalgaz) ile aşmaya çalıştığı görülmektedir. Dünyadaki en büyük sıvılaştırılmış gaz (LNG) üreticilerinden Katar'ın Enerji İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Saad bin Şeride el-Kabi"Halihazırda bir gecede Rus gazına alternatif bulunamaz. Avrupa'nın, gaz ihtiyacını Rusya dışından karşılaması için 7-8 yıla ihtiyacı var" yönündeki ifadeleri kısa vadede Rus gazına alternatiflerin bulunmasının pek mümkün olmadığını göstermektedir.

Enerji üretiminde önemli bir yere sahip olan Rus gazınıntedarikinde yaşanacak sorunlar, dünyanın en önemli sanayi bölgelerinden biri olan Avrupa’da ağır sanayi ve enerji santrallerinin büyük bir darbe almasına neden olacaktır.Mevcut durumda yüksek enflasyon ile mücadele eden makro ekonomik karar vericiler, üretimlerdeki daralmaya bağlı olarak enflasyonun daha da artması sonucuyla karşı karşıya kalacaktır. Ayrıca üretimdeki daralma ekonomik büyüme rakamlarına negatif olarak yansıyacağı gibi işsizlik rakamlarını da artacaktır.

Geçtiğimiz aylarda ülkemiz ile İran arasında doğalgaz tedarikinde yaşanan 10 günlük bir problemin, ülkemizde üretimin kalbi olan organize sanayi bölgelerinin tam kapasite ile çalışamamasına sebebiyet verdiği düşünülürse, Rusya’nın Avrupa ülkelerine yönelik uzun süreli doğalgaz ambargosu uygulaması halinde ülkemizde yaşanan durumun çok daha vahim halinin Avrupa’da görüleceği açıktır. Domino etkisi yaratması muhtemel bu durum global düzeyde bir enflasyona ve durgunluğa sebebiyet vererek stagflasyona yol açacaktır.

Son haftalarda Türkiye’nin arabuluculuk girişimleri ile anlaşmaya varılabileceği yönündeki müspet haberler nedeniyle brent petrol fiyatlarında aşağı yönlü bir seyir izlenmeye başlanmıştır.

Ancak Rusya’nın, uygulanan ekonomik ambargoları kırma girişimleri kapsamında doğalgazın Avrupa ülkelerine Rus para birimi olan Ruble ile satılacağı ifade edilmiş ve bu durum muhatap devletlerden olumlu karşılık görmemiştir.

Diğer yandan ekonomisinde doğalgaz ihracatının önemli bir paya ve yere sahip olduğu Rusya’nın, en büyük gaz alıcısı konumunda bulunan Avrupa ülkelerine doğalgaz arzını kesmesi halinde bu durum Rusya ekonomisi için oldukça büyük sorunlar doğuracaktır.

Hali hazırda alternatif enerji arayışlarına giren Avrupa ülkeleri, doğalgazın kesilmesi halinde enerji yatırımlarını artıracak ve hızlandıracaktır. Enerji ihtiyacında Rus gazınaolan talebin azalması halinde Rusya’nın Avrupa ülkeleriüzerindeki en önemli kozu sona erecektir. Ayrıca petrol ve türevlerinin ihracatından elde edilen gelirde kalıcı düşüş yaşayacak olan Rus ekonomisi açısından vahim bir tablo ortaya çıkacaktır.

Bu nedenle doğalgaz ambargosunun masada Rusya’nın elinigüçlendirecek bir koz olarak kullanılmaya devam edileceği ve fiilen uygulanması yönünde herhangi bir somut adım atılmayacağı düşünülmektedir. Ancak savaşın “yok edici” psikolojisiyle mantık dışı alınacak kararların, dünyadastagflasyon” kaynaklı yeni bir ekonomik krize yol açabileceği ihtimali de göz ardı edilmemelidir.

 

Kaynakça

1. piyasaraporu.com/gundem/abdde-enflasyon-rekor-tazeledi.

2. tr.wikipedia.org/wiki/Stagflasyon.

3. https://piyasaraporu.com/enerji/avrupada-dogalgaza-yuzde-135-zam.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Kısmi Zamanlı İşyeri Kiralama İşlemlerinin Vergi Mevzuatı Karşısındaki Durumu


Ücret Gelirinin Beyanı


Dolaylı Vergilerin Enflasyon Üzerindeki Etkileri ve Doğrudan Vergilerin Toplam Vergi Gelirleri İçerisindeki Payının Artırılması