Ahmet Halis Başli
Yayın Tarihi : 20-06-2022
Okunma Sayısı: 309

Vergisel Düzenleme/İyileştirmelere Dair

 Ülkemizde zor dönemlerde hep bir ağızdan dile getirilen ifadenin adıdır; “Zorluklar birlikte aşılır.” ifadesi. Bu ifade slogan olmanın ötesinde, bu coğrafyada kenetlenmenin kanıtı niteliğindedir. Tarihsel süreçte savaş, doğal afet, dönemsel ekonomik çıkmazlar gibi zorlukların birliktelik sayesinde en az hasarla atlatıldığı görülmüştür. 2019 yılında başlayan küresel sağlık kriziyle birlikte sonrasında bölgemizdeki sıcak savaş alanları ve bunların neticesinde küresel enflasyonist baskı altında ülke olarak zor bir sınavdan geçmekteyiz. Küresel enflasyonist ortamdan bizlerde nasibimizi almış olduk. Nihayetinde enflasyon ile mücadelede para politikalarının etkin olarak kullanılması önemli hale gelmiştir.

Kendi alanımız olan vergisel düzenlemelere bakıldığında birçok enstrümanın etkin olarak kullanıldığı gözlemlenmektedir. Vergide etkinlik, adalet ve basitleştirmeyi sağlamak amacıyla Katma değer vergisi oranlarında birçok ürün bazında düzenlemelere gidilmiştir. Gıda, temizlik ürünleri, elektrik, konut, arsa ve tarım makinelerinin teslimlerinde %18’den %8’e, %8’den %1’e olacak şekilde birçok düzenleme getirilmiştir. Ek olarak; 2022 itibariyle yaklaşık 22 milyona yakın ücretli için vergisel düzenlemeye gidilmiştir. En dikkat çeken değişiklik asgari ücret çalışanlarından gelir ve damga vergisi alınmamasıdır. Yine vergi adaleti ve eşitlik bağlamında asgari ücretin üzerinde ücret alanlarda, asgari ücrete isabet eden ücretlerinden  gelir ve damga vergisi istisna edilmiştir. Tabana yayılan vergisel iyileştirmelerden bir diğeri ise 14.10.2021 tarih ve 7338 sayılı kanun ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununda Mükerrer Madde 20/A ile sekiz yüz elli bin basit usul mükellefin geliri vergiden müstesna kılınmıştır.

 

Enflasyon ile mücadelede para politikalarının etkin olarak kullanılmasının yanı sıra tabana yaygın vergisel düzenleme ve iyileştirmeler ile sürecin toplumun her kesiminde daha az hasarla atlatılması istenmektedir. Enflasyon ile mücadele 2021’den beri devam etmektedir. Küresel salgının yarattığı arz kısıtlamaları, üretimin durma noktasına gelmesi gibi etkenler nedeniyle enflasyon olgusu karşımıza çıkmıştır. Hazine ve Maliye Bakanımız Nureddin Nebati, 11.06.2022 tarihinde Gaziantep’te katıldığı bir toplantıda; 2021 yılında 154,2 milyarlık vergi gelirinden, 2022 yılında ise 239 milyar lira vergi gelirinden vazgeçildiğini ifade etmiştir. Yazımızın içerisinde belirtmiş olduğumuz KDV indirimleri, asgari ücretin vergi dışına çıkarılması ve ücretlilerin gelirinden asgari ücret matrahları nispetinde vergi alınmaması, basit usul esnafın gelir vergisinden muaf tutulması vazgeçilen vergi gelirlerinin bir kısmı olarak nitelendirilebilir.

 

Hazine ve Maliye Bakanlığı internet sitesinde yer alan Merkezi Yönetim Bütçe Gelirleri tahsilatları incelendiğinde basit usulde gelir vergisi tahsilatlarının 2020 yılı Ocak – Nisan dönemi için 116.691Bin TL, 2021 yılı Ocak – Nisan dönemi için 114.491Bin TL olduğu 2022 yılı Ocak – Nisan dönemi için 30 Bin TL olduğu gözlemlenmektedir. 2022 dönemi tahsil edilen 30 Bin TL’nin geçmiş dönem vergi gelirleri tahsilatı olduğu düşünüldüğünde, yaklaşık 115 milyon TL vergi gelirinden vazgeçildiğini ifade edebiliriz. Asgari ücretlilerde ve asgari ücrete kadar olan tutarlarda ise vazgeçilen vergi tutarının ise 22 milyon çalışan için brüt ücret üzerinden %15 gelir vergisi ve binde 7,59 damga vergisi hesaplandığı dikkate alınırsa, bir çalışan üzerinden yaklaşık 670 TL olmak üzere toplamda 15 milyar TL civarında vazgeçilen vergi geliri bulunmaktadır. Ayrıca dolaylı vergiler bağlamında katma değer vergisinde son yıllarda oranlarda gözlemlenen %18’den %8’e ve %8’den %1’e olacak şekilde yapılan değişimler neticesinde vazgeçilen vergi gelirinin yüksekliği dikkat çekmektedir. 2020 yılında 66 milyar TL, 2021 yılında 114 milyar TL KDV tahsil edilmiştir. 2022 yılı ilk 4 ayı için 44 milyar vergi tahsil edilmiş olup tahmini 118 milyar tahsilat beklenmektedir. Rakamsal olarak bir azalış olmasa da 2021 yılı için tahsilat tutarı olan 114 milyar TL’nin çok üzerinde bir tahsilat yapılması gerekirdi.

 

Son dönem vergisel düzenlemeler için sadece bahsedilen üç örnekteki tahsilat tutarları, yapılan düzenlemelerin ortaya çıkardığı toplam etki alanındaki yeri azımsanmayacak niteliktedir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken hususları şöyle sıralayabiliriz;

 

Her ne kadar yazımızdan uzak görünse de vergisel düzenlemelerle sağlanan iyileştirmelerde bize en büyük engel “kayıt dışı ekonomi” kavramıdır. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler dâhil tüm dünyada az ya da çok olmak üzere kayıt dışı ekonomi baş göstermektedir. Burada dikkat edilmesi gereken ne kadar çok kayıt dışılık engellenirse o kadar başarı elde edileceğidir. Kayıt dışı kavramı hakkında bilgilendirme sonrası durumun izahatında fayda görülmektedir. Tarihsel sürece kısaca bakacak olursak kayıt dışı ekonominin bilimsel anlamdaki ilk araştırması 1958’de Philiph Cagan tarafından gerçekleştirilmiştir. Kayıt dışı ekonominin tahmini konusundaki çalışmaların artması, 1977 yılında Gutmann tarafından Cagan’ın kullandığı metot ile ABD’nin kayıt dışı ekonomisinin büyüklüğünü ölçmesiyle gerçekleşmiştir. Bu tarihten sonra kayıt dışı ekonomi kavramıyla ilgili çalışmalar hız kazanmıştır. Kayıt dışı ekonomi özünde genelleyici başka bir tabirle şemsiye kavram olarak nitelendirilebilir. Kayıt dışı ekonomi tanımı uluslararası literatürde birçok şekilde izah edilmiştir. Sadık Kırbaş ’ın tanımlamasında ise; “genel anlamıyla kayıt dışı ekonomi, resmi kayıtlara girmeyen ve belgelendirilemeyen, yani milli muhasebe kayıtlarında görülmeyen, gayrisafi milli hâsıla büyüklüklerine yansımayan tüm faaliyetler olarak nitelendirilebilir.” şeklinde izah edilmiştir. Kayıt dışı ekonomi, vergi kayıp ve kaçağı ile bütüncül bir ilişki içerisindedir. Kayıt dışı ekonomi arttıkça vergi kayıp ve kaçağı da buna bağlı olarak artış yaşamaktadır.

 

Kavramsal izahatlar sonrasında şu hususu ifade etmekte fayda görülmektedir; enflasyonist ortamlarda bu kadar çok vergisel düzenlemelere gidilip sürecin hasarsız atlatılması planlanırken düzenlemelerin kayıt dışı ekonomiye yol açmaması için gerekli önlemler ile kontrollerin alınması gerekmektedir. Bu doğrultuda denetime her zamankinden daha çok ihtiyaç duyulmaktadır. Düzenlemelerin kayıt dışı ekonomiye yol açmasının nasıl gerçekleştiğini sorgulayacak olduğumuzda; ilk olarak 22 milyona yakın ücretliyi ilgilendiren asgari ücrette gelirin tamamı üzerinden, diğerlerinde ise asgari ücrete tekabül eden kısmı üzerinden gelir vergisi ve damga vergisi alınmaması durumudur. Ülkemizde hâlihazırda asgari ücretli olarak çalışan sayısının fazla olması veya gösterilmesi durumu sorun olarak varken, bu muafiyetin özel sektör çalışanları bakımından kötüye kullanılması mümkündür. Asgari ücret tutarında gelir gösterenlerin sayısının artmasına karşı önleyici tedbirler alınması veya etkili denetimler yapılması gerektiği düşünülmektedir. Ayrıca, basit usul mükelleflerden vergi alınmaması durumu özellikle işletme hesabı defteri tutan mükellefler için cazip görünebilir. Basit usul mükellefiyet tesisi her ne kadar belirli şartlara tabi olsa bile bu muafiyetin mükellefiyet türü değiştirilmesine yol açmaması için gerekli tedbirler alınmasına dikkat edilmelidir. Son olarak, dolaylı vergilerin ülkemiz açısından önemi kaçınılmazdır. KDV oran düzenlemesi ve iyileştirmesi durumlarının ekonomiyi canlandırma adına önemli bir adım olduğu düşünüldüğünde, genel anlamda vergi denetimlerinin daha etkin ve etkili olacağını umut etmekteyiz.

Yazarın Diğer Yazıları

Daha İyi Bir Geleceğe