Abdullah Tolu
Yayın Tarihi : 03-01-2022
Okunma Sayısı: 1398

İş Dünyası Grup KDV Mükellefiyetinde Israrlı!

2021 yılının son günlerinde Sayın Cumhurbaşkanımız ile Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Nureddin NEBATİ Bey’in “KDV'de önemli düzenlemeler yapıyoruz, güzel şeyler olacak” açıklamaları, iş dünyasında büyük bir heyecan yarattı. KDV, iş dünyası dahil toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren, en küçük değişiklikte bile etkisi hemen anında hissedilebilen, geniş tabanlı, dinamik, tüm dünyada uygulanan cari bir tüketim vergisi. Son 5 yıla bakıldığında, iş dünyasının en çok değişiklik talebinde bulunduğu vergi, KDV! Bu kadar heyecan yaratması oldukça doğal!  

KDV 37 yaşında!

Ülkemizde KDV yürürlüğe gireli tam 37 yıl oldu! Bu yıl itibariyle 37. yaşında, yani KDV’li yaşantımızın 37’nci yılı. 1985 yılında yürürlüğe giren bu vergi, zaman zaman çok eleştirilere neden olsa da, bugüne kadar başarıyla uygulandı. Ancak, Kanun metni ilk yürürlüğe girdiği gibi kalmadı, günün değişen koşulları ve sahadan gelen talepler dikkate alınarak pek çok kez değiştirildi.

Bugün yine böyle bir değişiklikle karşı karşıya bulunuyoruz!

KDV’de değişmesi gereken konular var!

KDV uygulamasında değişmesi gereken neler var diye sorsalar, hemen şunları sıralarım: KDV oranlarında değişiklikler yapılması ve sisteme sıfır oranlı KDV’nin yeniden dahil edilmesi, istisnaların gözden geçirilerek gereksiz ve işlevsiz hale gelen istisnaların kaldırılması, bu şekilde istisna sayısının azaltılması, KDV iadelerinin basitleştirilerek hızlandırılması, özel esaslar uygulamasına somut kriterler getirilerek çeki düzen verilmesi, günden güne artan devir KDV sorununa çözüm bulunması!

Tabi bunlardan bazılarına itiraz edebilir ya da ekleme yapılabilir. Ancak, sahada ve iş dünyasının içinde olan birisi olarak, yukarıda belirtilen konularda yapılacak yeni düzenlemelere iş dünyasının ve ülkemizin her zamankinden daha fazla ihtiyacı olduğunu ifade edebilirim! Örneğin, sıfır oranlı KDV düzenlemesi, ülkemiz için son derece önemli. Sıfır oranlı KDV bir istisna düzenlemesi değil, çünkü, sıfır da bir oran! Bazı ürünlerde KDV yükünün tamamen kaldırılması anlamına geliyor. Tabi, bu yetkiyi kullanırken çok dikkat edilmesi, kamuoyunun, insanlarımızın ihtiyaçlarının dikkate alınması gerekiyor. Daha önceki yıllarda başarıyla uygulandı, ne zaman ki, KDV’de en düşük oran yüzde 1 olarak belirlendi, o tarihten itibaren KDV Kanununda istisna düzenlemeleri artmaya başladı ve arttı da. Yukarıda dile getirdiğimiz değişiklik konu başlıkları hem kendi içinde hem de birbirleriyle doğrudan bağlantılı ve tutarlı.

İş dünyası “Grup KDV Mükellefiyeti” istiyor!

İş dünyasının KDV ile ilgili en öncelikli konularından birisi de, grup KDV mükellefiyeti! İş dünyası temsilcileri ile yaptığımız toplantılarda en çok dile getirilen konulardan birisi de, bu düzenleme.  

Peki, nedir bu grup KDV mükellefiyeti?

Grup KDV mükellefiyeti, sadece grup şirketleri için geçerli olan bir mükellefiyet şekli. Bu uygulamada, grup şirketlerinin ayrı ayrı olan KDV mükellefiyetleri tek bir KDV mükellefiyeti altında toplanıyor ve birleştirilmiş tek bir KDV beyannamesi veriliyor. Yani, grup şirketlerinin KDV verileri birleştiriliyor. Grup şirketlerinde vergi dairesine KDV ödenip ödenmeyeceği, birleştirilmiş KDV beyannamesine göre tespit ediliyor.

Grup KDV mükellefiyeti özellikle grup şirketlerinde şu an bile yaşanmakta olan önemli pek çok soruna çözüm getiriyor, bu sorunları kökten çözüyor. Hangi sorunları mı çözüyor?

İşte grup KDV mükellefiyetinin çözüm getirdiği sorunlar: 

Grup şirketlerde devir KDV – ödenecek KDV sorunu ortadan kalkıyor!

Şu anki uygulamada, grup şirketlerde, aylık olarak verilen KDV beyannamelerine göre bazıları KDV öderken, bazılarında devreden KDV bulunuyor. Bu da, grup şirketlerde finansman sorunlarına neden olduğu gibi, patronların “hepsi bizim şirketimiz, bazılarında ciddi tutarlarda devir KDV varken, diğerleri neden KDV ödüyor” şeklinde haklı şikayetlerine neden oluyor. Bu şikayetlere “siz de ayrı şirketler kurmasaydınız ya da kurduysanız da birleştirin, bu şekilde KDV ödemeyin” şeklinde itirazda bulunulabilir. Her iki taraf da kendi yönünden haklı. Ancak, bu şirketlerin ayrı ayrı kurulması bazı hallerde işletme sahiplerinin tercihinden kaynaklanmıyor, bazı mevzuatlar bunu zorunlu kılıyor. Örneğin, araç muayene istasyonları (TÜV).

Grup şirket KDV mükellefiyeti hayata geçirildiği takdirde, grup şirketler için birleştirilmiş (konsolide edilmiş) tek bir KDV beyannamesi verileceği için, grup şirketlerden bazıları KDV öderken, bazılarında devreden KDV çıkması gibi bir durum kesinlikle söz konusu olmayacak. Çünkü, KDV ödenip ödenmeyeceği hususu, birleştirilmiş KDV beyannamesine göre tespit edilecek. Böylece, grup şirketlerin bazılarında ödenecek KDV, bazılarında ise devreden KDV çıkması sorunu kökünden halledilmiş olacak.

Grup şirketlerde “Hatır faturası” olayını bitiriyor! 

Son yıllarda kamuoyu, hatır çeki ve hatır senedinden sonra, “Hatır Faturası” ile de tanıştı. Hep derler ya, “boşluk bırakmayın, siz sorunları çözmezseniz, piyasa kendisi bir şekilde çözer” diye. İşte bu, tam da böyle bir şey! Hatır faturasının yasal bir dayanağı yok, olamaz da zaten, ancak yaygın olarak da kullanılıyor. Hatır faturası yaşadığımız bu ortamda gerek yasal düzenlemelerin gerekse fiili durumun ortaya çıkardığı bir realite.

Hatır faturası da, tıpkı adaşları hatır çeki ve senedi gibi, esas itibariyle ticari bir işlem karşılığı olmaksızın ya da şekilsel olarak yapılmış gibi gösterilen ticari işlemlerin karşılığı olarak düzenlenen faturalar. Şirketlerin hatır faturasına ihtiyaç duymalarının nedenlerinden birisi de, grup şirketlerden bazılarının KDV öderken, bazılarında sonraki döneme devreden KDV’nin olması.  Bu durumda olan grup şirketlerinde, devir KDV’si bulunan şirket KDV ödemesi çıkacak şirkete fatura düzenleyerek, diğer şirketin de KDV ödememesini sağlıyor.

Olaya bu açıdan bakıldığında, hatır faturaları sahte fatura olarak nitelendirilebilir. Maliye biraz zorlasa, hatır faturasını düzenleyen şirket “sahte fatura düzenleyicisi”, kullanan şirket ise “bilerek sahte fatura kullanıcısı” olabilir. Faturanın asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler veya bu belgeleri bilerek kullananlar, üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılıyor. Ayrıca, ziyaa uğrattıkları vergilerin 3 katı tutarında vergi ziyaı cezası ile karşı karşıya kalabilirler.

Grup şirket KDV mükellefiyeti, bu sorunu da komple ortadan kaldırıyor. Grup şirket KDV mükellefiyetinde, şirketlerin her biri ayrı ayrı KDV beyannamesi vermiyor, açılacak grup KDV mükellefiyeti altında birleştirilmiş tek bir KDV beyannamesi veriliyor, bir anlamda şirketlerin KDV verileri birleştiriliyor. Bu şekilde vergi dairesine KDV ödenip ödenmeyeceği birleştirilmiş KDV beyannamesine göre tespit ediliyor, böylece hatır faturasına da gerek kalmıyor.

Grup şirketlerde adat faizi ve KDV sorununu da bitiriyor!

1990’lı yıllarda başlayan ve halen devam eden adat faizi uygulaması, şirketlerde kesin çözüm bekleyen en önemli sorunlardan birisi haline geldi.

Adat faizi uygulaması, şirketlerin birbirlerine ya da ortaklarına borç para vermeleri halinde gündeme geliyor. Şirket ortağı şirketten borç para aldığında veya şirket bir diğer grup şirketine veya ilişkili başka bir şirkete borç para verdiğinde, şirketin ortağına veya şirketin borç verdiği ilişkili şirkete finans hizmeti verdiği kabul ediliyor ve borç verilen para için faiz hesaplanıyor. Tabi hesaplanan faiz için ortağa veya ilişkili şirkete fatura düzenleniyor ve genel oranda yüzde 18 KDV hesaplanıyor.

Son yıllarda şirket ortakları ortağı oldukları şirketlere, grup şirketleri ise kendi içlerinde ana şirketlerine ciddi anlamda borçlandı. Çoğu şirkette bu borçlar ödenemez bir boyuta da geldi. Özellikle şirket ortakları ve grup şirketlerinin borçları, geri ödeme yapmamalarının da bir sonucu olarak adat faizi ve KDV’si nedeniyle katlanarak büyüdü, ödenemez hale geldi. Aslında bu borçlanmalar fiktif, gerçek anlamda bir borçlanma da değil, mevzuata göre öyle olduğu varsayılan borçlar. Adat faizi nedeniyle şirketlerin bilançoları ve rasyoları bozuldu, çoğu şirket sırf bu nedenle teknik iflas durumu ile karşı karşıya.

Öte yandan, adat faizi uygulaması sadece şirketler açısından değil, Maliye açısından da son derece önemli! Şirketler hakkında yapılan vergi incelemelerinde ilk bakılan hususlardan birisi. Ayrıca, Maliye’nin Risk Analiz Merkezi’nde tanımlanan önemli risk kalemlerinden. Yani, herkes için çok önemli bir konu.

Bu sorun çeşitli yöntemlerle çözülebilir.

Bize göre bu sorunun en uygun çözüm yolu, grup KDV mükellefiyeti. Yani, grup şirketlerine birleştirilmiş KDV mükellefiyeti ve beyannamesi getirilmesi. Bu şekilde, grup şirketi kapsamındaki şirketlerin her biri ayrı bir şirket olarak değil, tek bir şirket gibi değerlendirilecek. Dolayısıyla, şirketler arasındaki borç para alınıp verilmesi vergiye tabi ayrı bir işlem gibi görülmeyecek.

Grup KDV mükellefiyeti için Kanun değişikliği gerekiyor!

KDV uygulamasında devrim niteliğinde olacak bu düzenlemenin hayata geçirilebilmesi için, KDV Kanununda değişiklik yapılması gerekiyor. Özellikle grup şirketlerde yaşanan vergisel sorunların çözümlenmesi ve reel sektörün önünün açılması için büyük bir adım niteliğinde olacak bu düzenleme, iş dünyası tarafından sürekli olarak gündemde tutuluyor ve talep ediliyor. Kaldı ki, grup KDV mükellefiyeti sadece ülkemize özgü bir şey değil, şu an İngiltere dahil çok sayıda ülkede uygulanıyor.

Kişisel görüşümüze göre, grup KDV mükellefiyeti düzenlemesi acilen yapılmalı, bu sadece KDV ile sınırlı tutulmamalı, kurumlar vergisi ve SGK için de getirilmeli.

Sonuç olarak;

Şu an her zamankinden daha çok sahadaki sorunları çözmeye ve reel sektörün önünü açacak yasal düzenlemelere ihtiyacımız var. Maliye’nin, mevzuat değişikliklerinde, sahadan yani iş dünyasından gelen bu haklı talepleri dikkate alacağını ve gerekli düzenlemeleri yapacağını düşünüyorum.

Yazarın Diğer Yazıları