Yaprak Bacanlı
Yayın Tarihi : 17-08-2022
Okunma Sayısı: 304

Vali-i Vilayet Hademe-i Devlet Atçalı Kel Mehmet

VALİ-İ VİLAYET HADEME-İ DEVLET ATÇALI KEL MEHMET

İsyan, belli bir otoriteye karşı toplumsal bir davranışı ifade etmekle birlikte isyanlarda; bireysel olarak gösterilen tepkiler çoğalarak kolektif bir hâl almaktadır.[1]

Devletin egemenlik hakkını kullanarak aldığı vergi, bazen devlet ile birey arasında uyuşmazlığa neden olmuş, devlet ile birey arasındaki bu uyuşmazlık, insanlık tarihinde alelade yakınmalardan, silahlı mücadeleye varacak kertede ehemmiyetli sonuçlara yol açmıştır.

“Devlet varsa vergi de olmak zorundadır.” kanısı, vergi mefhumunun bireylerin kamu hizmetlerinden yararlanabilmeleri için olmazsa olmaz olduğunu gösterse de bu mefhumun kimi zaman kötüye kullanımı halkı yoksullaştırmış, vergilemenin meşruluğunu zedelemiş ve vergiye karşı direnişi artırmıştır.

Bu direniş ülkelerin tarihinde aktif bir şekilde isyan olarak zuhur etse de, post modern dönemde pasif direnişe dönüşmüş, vergi grevi, verginin reddi, kayıt dışı ekonomi, vergi cennetlerine yönelme, vergi inzivası, vergi kaçakçılığı ve vergiden kaçınma şeklinde kendini göstermiştir.

14-16. yüzyıllarda yaşanan Rönesans, Reform, Coğrafi Keşifler; Avrupa Dünyası’nın modernleşme, değişme, gelişme sürecinin önemli bir merhalesi olmuş, 16. yüzyıl sonlarına doğru zirai ve sınai yapısı başkalaşan Avrupa dünyası, Osmanlı Devleti’nin sosyal ve ekonomik yapısı üzerinde sarsıcı etkiler yaratmıştır.[2]

  1. yüzyılda Osmanlı Devleti Batı’da Avusturya, Kuzey’de Rusya, Doğu’da İran, Akdeniz’de Venedik ve Cenevizliler ile mücadele ederken dâhilde ise en fazla Celali İsyanları ile meşgul olmuştur.[3] 17. ve 18. yüzyıllarda Osmanlı Devleti’nin silah teçhizatı, askeri yapısı, savaş teknoloji Avrupa dünyasının gerisinde kalmıştır.

Osmanlı Devleti 19. yüzyılda da değişen savaş teknolojisine vakıf olamamış ve mezkûr yüzyıl boyunca önemli ölçüde toprak ve nüfus kaybı yaşamıştır. Bu dönemde vergi tabanı kısmi ilerlemelere rağmen servet sahibi kesimlere ve kent ekonomisine kaydırılamamış, vergi yükü büyük oranda tarımsal ekonomiye ve geçimlik üretimle yaşamını sürdüren küçük köylünün üzerine binmiştir. Osmanlı köylüsü aşar vergisi nedeniyle maruz kaldığı zulme ve adaletsizliğe aşar vergisinin kendilerini darlığa dûçar etmesine sessiz kalmamış, Osmanlı Devleti’nin birçok bölgesinde aşar vergisine karşı direnişler kırsal kesimde gündelik hayatın temel unsurlarından birisi haline gelmiştir. [4]

Osmanlı Devlet’inde 16. yüzyılın sonlarına doğru ekonomik alanda hissedilen hoşnutsuzluklar ve meydana gelen büyük mali buhranlar, halkın vergilemede psikolojik sınıra ulaşmasına ve isyanların başlamasına neden olmuştur.

Osmanlı Devleti’nde Şeyh Celal isyanı, Kalender Çelebi isyanı, Baba Zunnun isyanı, Karayazıcı isyanı, Patrona Halil isyanı, Çarşamba Kazası vergi direnişi, Akdağ isyanı, Tokat, Denizli, Burdur olayları, Niş isyanı, Vidin ağalık rejimi isyanı gibi birçok vergi ile alakalı isyan bulunsa da çalışmamızda Atçalı Kel Mehmet Efe isyanı üzerinde durulacaktır.

Atçalı Kel Mehmet Efe İsyanı (1829-1830)

  1. yüzyılda meydana gelen isyanlardan en önemlisi, Kel Mehmet liderliğinde, tam anlamıyla bir halk hareketi olarak ortaya çıkan Atçalı Kel Mehmet isyanıdır. Bu hareketin bir halk hareketi niteliğine bürünmesinin temel nedeni, Kel Mehmet’in, Atça ve Aydın civarında korumasız insanları ezen ve sömüren ayan ve eşrafa karşı mücadeleye girişerek adaleti sağlamaya çalışması, zenginden alıp fakire vermesi, on binlerce insanı peşinden sürüklemesidir.

  Aydın ve dolaylarındaki halk; mültezim, mütesellim ve voyvodaların kendilerinden aşırı vergi toplamalarına ve bu durumdan şikâyetçi olanların şiddetle cezalandırılmasına itiraz ederek Atçalı’nın etrafında birleşmiştir. Çıkan isyan sonucunda, Atçalı Kel Mehmet, kendini vali-i vilayet, hademe-i devlet (vilayetin valisi, devletin hademesi) olarak ilan etmiştir. Atçalı Kel Mehmet, birincil olarak halkı ezen harp vergileri ve tekliflerini kaldırdığını duyurmuş, mahalli idarecilerin halktan keyfi tahsil ettikleri vergileri azaltmış hatta bazılarını da kaldırmış, merkezi yönetim için toplanması gereken vergileri ise yasalara göre toplatarak İstanbul’a göndermiştir.[5]

Atçalı Kel Mehmet İzmir ihtisap nazırına yazdığı mektubunda, “Benim garazım fukarayı sıyânettir, voyvodaların zulmünden mamâliki vikayettir” ifadelerini kullanmıştır. Mektubunda isyan etmesinin devlete karşı bir başkaldırı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, gayesinin acımasız idareciler ile zalim mültezimlerin baskı ve gazabından ezilen yöre halkını himaye ve müdafaa etmek olduğunu açıklamıştır. [6]

Yönetmenliğini Asaf TENGİZ’in üstlendiği, senaryosunu İlhan ENGİN’in yazdığı 1964 yapımı Atçalı Kel Mehmet filminde, Mehmet; kel lakabının ona takılması hikâyesini “6 yaşında kadardım. Bir gece yemek zamanı sofra başındaydık. Büyük gürültüler ile kapı kırıldı. Bir şey demeye vakit kalmadan babamı sürükleyerek varıp bizden aldılar. Çaresizlik içinde onun ardından koştum. Atın üstündeki zaptiye babamdan beni ayırmak için tekmeyle başımdan vurdu. İşte 18 seneden beri bu kellik başımda damgadır.” şeklinde anlatmıştır.

Orhan ASENA, “Feodal düzenin, halk üzerinde artan dayatmacı baskıları sonucunda, ağalara beylere başkaldıran ve giderek toplumsal bir hareketin başını çeken Atçalı Kel Mehmet’in öyküsünü” Türk tiyatrosuna kazandırmıştır. Orhan ASENA, kuraklık nedeni ile vergisini ödemekte güçlük çeken, sıkıntıda olan köylü ile vergi tahsilinde hiçbir ölçüye bağlı kalmayan mültezim arasında geçen bir diyaloğa oyununda şu şekilde yer vermiştir;[7]

Mültezim İsmail Efendi- (İçerden biri çıkarken) Bundan sonraki gelsin!

(İçerden çıkan kişiden sonraki kişi girer, yoksul ve yaşlı bir köylüdür. Voyvoda vekili, mültezim ve mültezim kâtibi üçlüsünün önünde saygıyla durur.)

Mültezim- Adın?

Köylü- Veli.

Mültezim- (Katibe bakarak) Bak bakalım borcu ne kadar bunun?

Kâtip- (Kalın kaplı deftere bakarak adını bulur adamın) 120 akça

Mültezim- 120 akça vereceksin babalık!

Köylü- Ne gezer bende 120 akça, 120 bin parçaya bölseniz beni gene bulamam bu parayı.

Mültezim- Ne? İradeyi seniyeye karşı gelmek ha!...

Köylü- Merhamet İsmail Efendi!.. Sen bizim halimizi bilmezsen kim bilecek? Yaz bildir halimizi padişahımız efendimize. Anlat kurağın bu yıl bize neler ettiğini. Tarlalarımız kavruk, avucumuz dar, sofralarımız katıksız.

Mültezim- 150 oldu borcun, gene itiraz edersen 200’e çıkarım iyi bilesin.

Orhan ASENA tarafından kaleme alınan bu oyunun devamında, yukarıdaki diyalogda anlatıldığı minvalde Atça ve Aydın civarında mültezimlerin keyfi ve ölçüsüz vergi tahsilinden bıkan halk için Atçalı Kel Mehmet Efe’nin bir umut haline gelmesi anlatılmaktadır.

Sonuç

Köşe yazımızda anlatılan vergi isyanı, Osmanlı Devleti’ndeki vergi sistemi ve adalet anlayışı ile ilgili toplumsal hafızada olumsuz izler bırakmamalıdır.

Osmanlı Devleti’nde vuku bulan Atçalı Kel Mehmet Efe isyanını, ya da buna benzer birçok isyanı başlatan Osmanlı halkının vergiye karşı idrak ve tasavvuruna tesir eden köşe yazımızın giriş bölümünde de bahsedildiği gibi birçok ulusal ve uluslararası etken vardır.

İnşa ettikleri siyasi sistemi “Devlet-i Aliyye-i Ebed Müddet” olarak isimlendiren, isminin de hakkını vererek kâh kuvvet bularak kâh zayıf düşerek yaklaşık 650 yıl hüküm süren ve bu süreçte de birçok yönetici gören bu devlette meydana gelen vergi isyanlarını tek ve değişmez olgulara indirgeyerek Osmanlı mali yapısının, vergi sisteminin ve adalet anlayışının ekseriya “kötü” olduğunu, ya da bu isyanların başlama sebebinin mali, iktisadi, sosyal, siyasi ve idari koşullarını göz ardı ederek Osmanlı maliyesinin, vergi sisteminin ekseriya “iyi” olduğunu söylemek eksik bir yaklaşım olacaktır.

[1] Nihat EDİZDOĞAN, Kamu Maliyesi 2. 5. Baskı, Ekin Kitapevi, Bursa 2000, S. 53.

[2] İlber ORTAYLI, Osmanlı İmparatorluğu’nda İktisadi ve Sosyal Değişim Makaleler 1, 2000 Ankara, Turhan Kitapevi, S.11

[3] Bayram KODAMAN, “Osmanlı Devleti’nin Yükseliş ve Çöküş Sebeplerine Genel Bakış”, Süleyman Demirel Üniversitesi Fen Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, Aralık 2007, Sayı: 16, S. 17.

[4] Nadir ÖZBEK, İmparatorluğun Bedeli, Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi, İstanbul 1.Basım Ekim 2015, S.17-91

[5] Selçuk İPEK, Anadolu Halk Türkülerinde Vergi İsyanı, Ekin Basın Yayın Dağıtım, 2010 Bursa, S:54

[6] Mehmet BAŞARAN, A. Sarıbey HAYKIRAN. “Osmanlı Merkezi Yönetimine Taşranın Direnişi: Atçalı Kel Mehmet Ayaklanması”, Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt: 12 Sayı: 22. 2009, S.159.

[7] Prof. Dr. C.C. Aktan, D. Dileyici, Ö. Saraç. “Osmanlı Tarihinde Vergi İsyanları” Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Y.2002, c.7, S.2 s.18.

Yazarın Diğer Yazıları

İmalatçı İhracatçılara İhracat Bedeline Göre KDV İadesi


Ültimatom Oyunu ve Vergi


Kedi ve Köpek Mamaları Lüks Mü İhtiyaç Mı?