Rıdvan Arslan
Yayın Tarihi : 07-11-2022
Okunma Sayısı: 484

Yemek Bedeline İlişkin Düzenlemeler İle Elektrik Doğalgaz Yardımlarının Avantajları Ve Dezavantajları

Geçtiğimiz aylarda Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayip Erdoğan tarafından yapılan açıklamalarda yemek ödemelerinde restoran, lokanta ve yemek kartı kullanma zorunluğunun kaldırılacağı ve çalışanlara yapılacak elektrik, doğalgaz ve diğer ısınma yardımı ödemelerinden vergi ve prim yükünün kaldırılacağı ifade edilmişti.

Söz konusu açıklamaların akabinde 7 Ekim tarihinde meclise sunulan torba yasa teklifinde ilgili açıklamalara ilişkin yasal düzenlemelere yer verildiği görülmektedir.

Bu yazımızda torba yasa teklifinde yer alan yemek ve ısınma giderlerine ilişkin düzenlemelerin kanun teklifindeki mevcut haliyle yasalaşması halinde çalışanlara ve işverenlere sağlayacağı avantajlar ile ilerleyen zamanlarda ortaya çıkması muhtemel sorunlara gelir vergisi yönünden değineceğiz.

GVK 61’e Göre Ücret Geliri

Kanun teklifinde yer alan düzenlemelerin sağlayacağı avantajları ve neden olması muhtemel dezavantajları daha iyi anlayabilmek için öncelikle yemek bedelleri ile ısınma giderlerinin hâlihazırda yürürlükte olan mevzuattaki yerine değinmemiz yararlı olacaktır.

Gelir Vergisi Kanunu’nun “ücretin tarifi” başlıklı 61. maddesine göre ücret;

“…işverene tabi belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.” şeklinde tanımlanmıştır. (1)

Kanun maddesinin ilk paragrafında ücret gelirinin kimler tarafından elde edileceği açıklanmıştır. Ücret geliri elde etmenin temel koşulu bir işverene bağlı olarak çalışmaktır. Kendi nam ve hesabına çalışılması durumunda elde edilen gelirin ücret geliri olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.

Birinci paragrafta yer alan “hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.” hükmü ile ücretin ayni olarak ödenerek vergi dışında bırakılması engellenmiştir. Benzer bir şekilde ikinci paragrafta yer alan hükme istinaden farklı isimler altında yapılan ödemelerin ücret olarak değerlendirileceği belirtilerek aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye gibi ödemelerin vergi dışında bırakılmasının önüne geçilmiştir.

İkinci paragrafta ise ücretin farklı isimler altında ödenmesi halinde mahiyetinin değişmeyeceği ve ücret olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Peki bu ne anlama gelmektedir? Kanun maddesi ile ücret gelirinin vergi dışında bırakılması maksadıyla farklı nam ve hesaplar adına ödeme yapılmasının önüne geçilmektedir.

Örneğin; temizlik ve hijyen ürünleri ticareti ile uğraşan ABC Ltd Şti. tarafından bünyesinde ücretli olarak çalışan Bay A’ya aylık brüt 10.000,00 TL tutarındaki brüt ücrete ek olarak aylık 1.000 TL tutarında temizlik paketi ve aylık 5.000 TL tutarında ikramiye verildiğini varsayalım.

Söz konusu kanun maddesine istinaden yapılan 1.000 TL değerindeki temizlik paketinin ve 5.000 TL tutarındaki ikramiyenin ücret olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Aksi durumda işverenler vergiden kaçınmak maksadıyla ücretin büyük bir kısmını başka nam ve hesaplarla ödeyerek brüt ücreti düşük gösterebilecek ve vergi kaybına sebebiyet verebileceklerdir.

Yukarıdaki örneğimiz üzerinden hareketler vergi kaybının nerden kaynaklandığını açıklayalım. Öncelikle ayni olarak yapılan ödemeler ile ikramiye ödemelerinin net tutar olduğu göz önünde bulundurulmalı ve tutar brüte iblağ edilmelidir. Brüt maaş, çalışanın elde ettiği aylık kazanç üzerinden SGK kesintileri, gelir vergisi ve damga vergisi kesintileri yapılmadan önceki tutardır. Brüt maaş aşağıdaki şekilde formülize edilebilir.

Brüt Maaş = Net Maaş + SGK primi + İşsizlik Primi + Gelir Vergisi + Damga Vergisi

Yukarıda yer alan formüle göre örnekteki veriler esas alındığında brüt tutar hesaplaması aşağıdaki gibidir.

Açıklama

Oranlar

Tutar

Net Maaş

---

6.000,00

SGK Çalışan Payı

14%

1.042,59

İşsizlik Fonu Çalışan Payı

1%

74,47

Gelir Vergisi

15%

949,51

Damga Vergisi

0,759%

56,52

Brüt Ücret

---

7.447,10

Tablodan görüleceği üzere ayni yardımlar ve diğer nam ve hesaplar ile ödenen tutarların ücret kabul edilerek, çalışana hizmeti karşılığında sağlanan 6.000 TL ( 5.000 TL İkramiye + 1.000 TL temizlik paketi) tutarındaki para ile ölçülebilen menfaate karşılık olarak 1.447,10 ( 7.447,10 – 6.000,00 ) TL tutarında SGK kesintileri ile vergi kesintilerinin işçi adına sorumlu sıfatıyla işveren tarafından beyan edilerek ödenmesi gerekmektedir. Özetle şayet kanunda diğer nam ve hesapların ücret olarak değerlendirileceğine dair hüküm bulunmamış olsaydı ABC Ltd. Şti. tarafından farklı isimlerle ve dolaylı bir şekilde ödenen 6.000 TL tutar vergi hesaplamasına dahil olamayacak ve 1.447,10 TL tutarındaki vergi ve diğer kesintiler mali idareye aktarılmadığı için vergiden kaçınılmış olunacaktı. Ancak kanun koyucu söz konusu düzenlemeyle vergiden kaçınma yollarını kapatmış bulunmaktadır.

Yemek Bedellerine İlişkin İstisna ve Şartları

Diğer yandan 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununda yer alan istisna maddeleri ile bir kısım ödemelerin ücret dışında bırakılması sağlanmıştır. Bahse konu kanunun 23. maddesinin birinci fıkrasının (8) numaralı bendinde “Hizmet erbabına işverenlerce yemek verilmek suretiyle sağlanan menfaatler (işverenlerce, işyerinde veya müştemilatında yemek verilmeyen durumlarda çalışılan günlere ait bir günlük yemek bedelinin 51 TL’yi aşmaması ve buna ilişkin ödemenin yemek verme hizmetini sağlayan mükelleflere yapılması şarttır. Ödemenin bu tutarı aşması halinde, aşan kısım ile hizmet erbabına yemek bedeli olarak nakten yapılan ödemeler ve bu amaçla sağlanan menfaatler ücret olarak vergilendirilir.)” yer alan hükümle işveren tarafından çalışanlar için yapılan yemek ödemeleri belli şartlarla ücret dışında bırakılmıştır.

Kanun maddesinin parantez içindeki hükmünden anlaşılacağı üzere mevcut düzenlemede işverenler tarafından işyerinde veya müştemilatında yemek verilmesi durumunda herhangi bir sınır bulunmaksızın ücret geliri dışında bırakıldığı görülmektedir. Yani işyerinde yemek hazırlanması durumunda kullanılan gıdalara ilişkin bedellerin tamamı veya dışardan temin edilmesine karşın işyerinde veya müştemilatında yemek verilmesi durumunda herhangi bir sınır bulunmaksızın yapılan harcamalar veya dışardan sağlanan hizmetlere karşılık ödenen bedellerin tamamı SGK veya vergi kesintisine tabi tutulmaksızın gider yazılabilecektir.

Ancak, yemek teminin işyeri veya müştemilatı dışında yapılması durumunda 51 TL tutara kadar olan ödemelerin ücret olarak değerlendirilmeyeceği söz konusu tutarın üzerinde yapılan ödemelerin ise ücrete dâhil edilmesi diğer bir ifadeyle SGK ve vergi hesaplamalarının yapılması gerektiği belirtilmiştir. Önemli bir diğer husus ise “ buna ilişkin ödemenin yemek verme hizmetini sağlayan mükelleflere yapılması şarttır.” hükmünde belirtildiği üzere söz konusu tutarların çalışanlara doğrudan nakit olarak ödenmemesi, yemek hizmetini veren mükelleflere ödeme yapılması şart koşulmuştur. Hâlihazırda yürürlükte olan düzenlemeye göre ödemelerin doğrudan çalışanlar adına yapılması durumunda söz konusu tutarların 51 TL’den düşük olması durumunda dahi net ücret olarak kabul edilmesi gerekmektedir.

İşyeri veya müştemilatında yemek vermeyen işverenler yapılan ödemelerin kanun maddesi kapsamında ücret istisnası sayılabilmesi için çalışanlara genellikle yemek kartı/yemek çeki şeklinde ödeme yapmaktadırlar. İşveren tarafından çalışanlara tanımlanan yemek kartlarına yüklenen bu tutarlar karşılığında çalışanlar yemek hizmeti aldıkları yerlere ödeme yapmakta ve kanun maddesinde sayılan şartlar sağlanarak ücret istisnası kapsamında söz konusu tutarlar vergilendirilmemektedir.

Torba Yasa ile Teklif Edilen Düzenlemeler

Cumhurbaşkanımızın açıklamalarına müteakiben meclise sunulan “Gelir Vergisi Kanunu İle Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nde diğer bir değişle torba yasa teklifinde yer alan düzenlemede Gelir Vergisi Kanunun 23. maddesinin birinci fıkrasının (8) numaralı bendinin parantez içi hükmünde yer alan ödemenin yemek verme hizmetini sağlayan mükelleflere yapılması şartının kaldırılması hususunun teklif edildiği görülmektedir. (2)

Düzenlemenin kanun teklifinde yer alan haliyle resmi gazetede yayınlanarak yasalaşması halinde işverenler tarafından çalışanlara doğrudan yapılan nakdi ödemeler (51 TL tutara olan kısmı için) ücret olarak dikkate alınmayacak, dolayısıyla çalışılan günler için ilgili tutara kadar yapılan ödemeler gelir vergisine tabi tutulmadan aynı kanunun 40. maddesine göre gider olarak dikkate alınabilecektir.

Yine aynı kanun teklifinde yer alan geçici maddeyle 30/06/2022 tarihine kadar işverenler tarafından çalışanlara elektrik, doğalgaz ve diğer ısınma giderlerine karşılık olarak mevcut ücretlerine ilave olarak aylık 1.000 TL tutara kadar yapılan ödemelerin gelir vergisinden istisna edilmesine yönelik düzenleme yapıldığı, diğer bir ifadeyle bu tutara kadar yapılan ısınma yardımlarının ücret olarak değerlendirilmeyeceği görülmektedir.

Teklifin Yasalaşması Halinde Sağlayacağı Avantajlar ve Dezavantajlar

Söz konusu yasa teklifi avantajları ve dezavantajları birlikte getirmektedir. Teklifin mevcut haliyle kanunlaşması halinde avantajları ve dezavantajları neler olacaktır? Açıklayalım.

Söz konusu kanun teklifi, yasalaşması halinde daha çok işverenlere avantaj sağlayacaktır. İşverenler tarafından yemek kartları/çekleri için aracı şirketlere yapılan komisyon vb. ödemeler işverenler açısından maliyet oluşturmaktayken tutarın doğrudan çalışanlara ödenmesi durumunda aracılara yapılan ödemeler olmayacağından maliyetler düşecektir. Çalışanlar açısından ise avantajları, doğrudan yapılacak ödemeler karşılığında dışarıdan sağlanacak yemek teminleri daha çeşitli olacağı gibi söz konusu tutarların yemek dışında harcamalarda kullanılması veya birikim olarak tutulması da mümkün olacaktır. Isınma gideri olarak 30/06/2022 tarihine kadar ücret dışında bırakılan ödemeler ise teşvik mahiyetinde olup işverenler tarafından çalışanlara ödenerek dönem kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınabilecektir.

Buna karşılık çalışanlarına yemek ücreti veya ısınma yardımı bedeli ödemeyen veya daha düşük tutarlarda ödeyen işverenler tarafından suiistimal edilmesi kolay bir durum ortaya çıkabilmektedir. İşveren tarafından çalışanlara fiilen ödenmeyen veya daha az tutarlarda ödenen yemek bedelleri ile elektrik, doğalgaz gibi ısınma yardımları maliyet kalemini yükselterek dönem kazancını azaltacaktır. Örneğin 4 çalışana sahip bir işletmede işveren tarafından fiilen ödenmemesine rağmen yemek bedelleri ile ısınma giderleri için aylık yaklaşık 10.000 TL ( 2.500 x 4 ) tutar gider hesaplarına aktarılarak dönem kazancının düşük gösterilmesine ve dolayısıyla vergi ziyaına sebebiyet verebilecektir.

Ayrıca izleyen süreçte yemek bedellerinin ücretin bir parçası olarak algılanması ve müteakip dönemlerde daha düşük oranlarda yapılacak maaş artışlarıyla söz konusu bedellerin zaman içerisinde erimesine neden olması muhtemeldir. Bu durumda yemek ücreti maaşın bir unsuru gibi kabul edilerek zamanla uygulamadan kalkacaktır.

Ancak söz konusu yazımızın meclise sunulan ve henüz yasalaşmayan bir kanun teklifi üzerine yazıldığı göz önünde bulundurulmalıdır. Yasama sürecinde kanun teklifinin içeriği değiştirilebileceği unutulmamalıdır. Ayrıca teklifin yasalaşmasına müteakiben tebliğ ve sirküler gibi ikincil mevzuatta uygulamaya ilişkin şartların şekillenmesi de muhtemeldir. İkincil düzenlemelerle vergi kaybının önüne geçilmesi ve yemek ücretinin maaşın bir unsuru gibi algılanmasının engellenmesine yönelik uygulamalar tereddütleri gidererek ilerleyen dönemlerde bu durumun çalışanlar için dezavantaj olmasını engelleyecektir.

 

Kaynakça

  1. 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu
  2. Gelir Vergisi Kanunu İle Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi

Yazarın Diğer Yazıları

Rusya-Ukrayna savaşı stagflasyona bağlı yeni bir küresel ekonomik krize yol açar mı?


Kısmi Zamanlı İşyeri Kiralama İşlemlerinin Vergi Mevzuatı Karşısındaki Durumu


Ücret Gelirinin Beyanı


Dolaylı Vergilerin Enflasyon Üzerindeki Etkileri ve Doğrudan Vergilerin Toplam Vergi Gelirleri İçerisindeki Payının Artırılması