Ömer Faruk Kocamış
Yayın Tarihi : 07-11-2022
Okunma Sayısı: 199

Hazine

Hazine kelimesi Arapça “h,z,n” (“خزينة“) kökünden türemiş ve dilimize geçmiştir. Altın, gümüş, mücevher gibi değerli şeyler manasına geldiği gibi değerli şeylerin saklandığı yer; devletin altın, gümüş, bono gibi değerli varlıklarının saklandığı makam olarak da tanımlanabilmektedir. Hazine kelimesi gizem, değerli şeylerin içinde olduğu, değeri bilinemeyen anlamında bir algı oluşturduğu için her zaman bu kelimenin geçtiği ifadeler merak uyandırmıştır.

Devlet hazinesi ise, kimilerine göre vergilerini verdiği bir kasa anlamına gelmiş; kimilerine göre devletin mülkiyet hakkının sahibi olarak algılanmış; kimilerine göre ise bilinmezliği içinde barındıran, merak uyandıran bir yer olmuştur.

Her devlet, daha iyi bir yönetim sunabilmek için kendi içinde çeşitli birimlere ayrılmıştır. Hukuki, askerî ve ekonomik olarak farklı isimlerle aynı amaca hizmet etmek üzere örgütlenmiştir. Devlet hazinesi ise tarihten bu yana devlet olmanın bir sonucu olarak gelir ve giderlerin kaydedildiği ve muhasebe kayıtlarının oluşturulduğu bir makam olmuştur. Günümüzde bu kısıtlı anlayış değişmiş ve daha çok finansal piyasaların içinde olan, piyasaları düzenleyen, gerektiğinde müdahale eden daha dinamik teknik bir makam olarak ön plana çıkmıştır.

Hazine, ekonomi politikalarında karar verici pozisyonda bulunmaktadır. TCMB, kamu bankaları ve düzenleyici denetleyici kurumlar Hazinenin politikaları doğrultusunda hareket etmektedir. Ekonomi yönetimini insan vücuduna benzetecek olursak Hazine beyin, Merkez Bankası kalp, kamu bankaları da damar sistemine benzemektedir. Ekonomiyi doğru analiz edebilmek için önce Hazine kurumunu tanımak gerekmektedir.

Cumhuriyetin kurulmasında itibaren ilk yıllarda Hazine, Maliye Bakanlığı içinde yer almıştır. Hazine-i Vezne ve Muamelat-ı Nakdiye Müdürlüğünden Hazine Genel Müdürlüğüne, buradan Hazine Genel Müdürlüğü ve Milletlerarası İktisadi İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreterliğine, yine buradan Hazine Müsteşarlığına ve nihayetinde Hazine ve Maliye Bakanlığına kadar çeşitli isimlerle Türk mali sisteminde yer almıştır. Hazine farklı isimler altında tarih sahnesinde yer alsada temel fonksiyonları aynı kalmıştır.

Hazinenin başlıca fonksiyonları; nakit yönetimi, varlık yönetimi, yükümlülük yönetimi ve risk yönetimi olarak sıralanabilir.

 Hazine Nakit Yönetimi

Devletin gelir ve giderlerinin yer ve zaman bakımından uyumlaştırılması olarak tanımlanabilir. Devletin giderleri belli periyotlar hâlinde istikrarlı bir şekilde ödenmektedir. Örneğin, memur maaşlarının ödenme tarihi ya da devletin faizlerini ödeme tarihi günü gününe bellidir. Fakat devlet gelirleri, özellikle vergi gelirleri belirli zamanlarda ve taksitler hâlinde ödenmektedir. Örneğin kurumlar vergisi, sadece belirli zamanlarda tahsil edilebilmektedir. Devletin giderlerinin bir istikrar seyretmesi, gelirlerinin ise istikrarsız olması, bu iki kalem arasında uyumsuzluk-fark doğurmaktadır. Hazinenin zamansal yönden çıkan bu uyumsuzluğu gidermesine zaman yönünden denkleştirme denmektedir. Hazine, giderler gelirlerden fazla olduğu zaman borçlanma yoluyla veya kasa/banka hesapları yoluyla bu farkı kapatmaktadır.

Devletin tahsilat ve ödenekleri Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının bulunmadığı yerlerde muhabir bankası Ziraat Bankası aracılığıyla tutulmaktadır. Ziraat Bankasında özellikle taşradaki vergi dairelerinden tahsil edilen vergi gelirlerinin merkez birimlere gönderilmesi eski zamanlarda 7-10 gün arasında vakit alabiliyordu. Hem zamansal boyutu hem de tehlikeli olması devleti bir maliyete ve riske sokuyordu. Yine devletin merkez birimlerinden öğretmen maaşı, vergi memuru maaşı gibi ödemelerini yapması için taşra birimlerine ödenek aktarımı günler veya haftalar alabiliyordu. Gelir ve giderin bu mekânsal uyumsuzluğunu hazinenin denkleştirmesine yer bakımından denkleştirme denir. Hazine, günümüzde yer bakımından denkleştirmeyi TCMB nezdinde açtığı hesaplar arası aktarımlarla yapmaktadır. TCMB’nin muhabir bankası günümüzde de Ziraat Bankası’dır. Gerekli hesaplara günün belirli saatlerinde aktarımlar yoluyla mekânsal olarak denkleştirme sağlanmaktadır.

Hazine Varlık Yönetimi

Devletin mal varlıklarının mülkiyeti Hazineye aittir. Devletin mal varlıkları, taşınır ve taşınmaz olabileceği gibi finansal ve mali hakları da olabilir. Hazine arazileri, Hazinenin nakit rezervleri, vergi ve vergi dışı gelirleri, borçlanma, özelleştirmeden dolayı tahsil ettiği gelirleri Hazinenin varlıklarını oluşturmaktadır. Bu gibi unsurlar da Hazinenin varlık yönetimini oluşturmaktadır.

Hazine Yükümlülük Yönetimi

Hazinenin tıpkı bir şirket gibi veya banka gibi kişilere veya kurumlara, tasarruf sahiplerine karşı bir yükümlülüğü vardır. Hazine, bir şirket gibi gelirleri yetmediğinde borçlanan, bir banka gibi ülkedeki kamu kurum ve kuruluşlarının paralarını hesabında tutan, bunları nemalandıran, gerektiğinde hak sahiplerine paralarını yatıran, arazisi olan, iktisadi teşebbüsleri olan, etkisi bütün finansal sektöre yön verebilen bir devlet kuruluşudur.

Hazinenin yükümlülükleri, mal ve hizmet sağlayıcılara yapılan ödemeler, borç geri ödemeleri, Hazinenin geri ödeme garantisi kapsamında doğan yükümlülükleri, Hazine yatırım garantisi, Devlet iç borçlanma senetleri ihracı, ikrazen kullandırdığı kredilerdir. Bunlar Hazinenin yükümlülük yönetimini diğer bir deyişle borç yönetimini oluşturmaktadır.

Hazine Risk Yönetimi

Hazinenin risk yönetimini ise sistematik riskler ve sistematik olmayan riskler oluşturmaktadır. Sistematik risk, tüm ekonomiyi oluşturan krizler gibi risk faktörleridir. Sistematik olmayan riskler ise piyasada oluşan fiyat hareketleri, döviz kuru riskleri, kredilerin geri ödenmeme riskleri, likidite riskleri gibi faktörlerdir. Hazine bu tür risk faktörlerinden azami düzeyde kaçınmak zorundadır. Etkin bir likidite yönetimi, planlı bir borçlanma politikası ile bu tür riskleri azaltmaktadır. Modern hazine yönetiminin bir fonksiyonu ile mali sisteme giren risk yönetimi hazine açısından hayati öneme sahiptir.

 Hazine bu risk faktörlerini azaltmak için; gelecek 3 yıl boyunca borç stokunun GSYH’deki payını hesaplamaktadır. Belli senaryolar altında gelecek yıllara ait borç stokunun durumunu analiz etmektedir. Örneğin TL’nin yüzde 5 değer kaybetmesi, TL faizlerindeki 500 puanlık değişim ve GSYH’deki yüzde 2 değişim borç stokunun GSYİH’i ne derece etkileyeceği analiz edilmektedir. Bu analizler neticesinde kur risklerinden korunmak için borç portföyünün riskini arttıran kısa vadeli, döviz cinsinden ya da enflasyona endeksli borçlanma araçları yerine, uzun vadeli, sabit oranlı ve ulusal para cinsinden borçlanma araçlarını tercih etmektedir.

Görüldüğü gibi Hazine, sadece gelir ve gider arasındaki denkleştirmeyi yapmıyor aynı zamanda devletin kasasını, mal varlığını, yükümlülüklerini, yerli paranın yabancı paralarla değiş tokuşunu, devletin kamu iktisadi teşebbüslerindeki mal varlığı hakkını, devletin finansal sektörle ilişkilerini, çiftçilerin kredilere erişimini, ülkemizin yabancı ülkelerle olan ilişkilerini düzenleyen ana finansal kuruluş olarak hizmet etmektedir.

Yazarın Diğer Yazıları

Hazine Garantileri


Bir Kırsal Kalkınma Örneği “TKDK”