NE GÜVERCİN NE DE ŞAHİN! ‘FED’ OLDU KÂHİN: KÜRESEL EKONOMİK GELİŞMELER ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

NE GÜVERCİN NE DE ŞAHİN! ‘FED’ OLDU KÂHİN: KÜRESEL EKONOMİK GELİŞMELER ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) merkez bankası konumunda olan FED, dünyanın en büyük ekonomik gücüne sahip devletlerinden birinin merkez bankası olarak aldığı kararlar ve kullandığı yöntemler ile küresel finans piyasalarına yön vermekte ve birçok emtia ve varlık piyasası fiyatlarına doğrudan veya dolaylı olarak etki etmektedir. FED’in uyguladığı para politikası ve aldığı kararlar tüm dünya ekonomileri ve yatırımcılar tarafından dikkatle takip edilmektedir. FED’in yapısı nevi şahsına münhasır olarak diğer ülkelerdeki merkez bankalarından farklılık göstermektedir. Federal Reserve System (FRS) olarak adlandırılan bir yapı olan bu sistem ABD’de yer alan 12 bölgenin merkez bankalarından teşekkül eden bir yönetim kurulundan oluşmaktadır.

FED’in açıkladığı faiz kararları dünya üzerinde en büyük dolaşıma sahip olan rezerv para birimi olan doların diğer para birimleri karşısında değer kazanması ya da zayıflaması sonucunu yaratmakta ve bu da tüm dünya ekonomilerine etki etmektedir. FED’in aldığı kararlarda istihdam, enflasyon rakamları, işsizlik raporları, sanayi, ihracat ve büyüme verileri öncelikle ele alınmaktadır.

Bunlarla birlikte yazımın başlığına etki eden dovish (güvercin) ve hawkish (şahin) davranışların kaynağı olan ve FED’in açıkladığı faiz kararları sonrasında yayınlanan Federal Açık Piyasa Komitesi'nin (FOMC) toplantı tutanaklarında yer alan mesajların içeriği ve seviyesi bu dovish (güvercin) ve hawkish (şahin) algılanmayı ortaya çıkarmaktadır.

Dovish (güvercin) ve Hawkish (şahin) para politikaları

Merkez bankaları para politikasını uygularken çeşitli araçları devreye alırlar. Bu araçları genel olarak “Faiz Oranları, Açık Piyasa İşlemleri, Zorunlu Rezerv Oranı, Parasal Gevşeme veya Parasal Sıkılaştırma” gibi yöntemlerle anlatabiliriz.

Merkez bankaları tarafından kullanılan en temel araç olan para politikası; ekonomik istikrar, büyüme ve refah seviyesini belirlemede çok önemli bir yere sahiptir. Merkez bankaları, faiz oranlarını hassas bir şekilde ayarlayarak, para arzını yöneterek ve ellerindeki çeşitli ekonomik araçları kullanarak, enflasyon, işsizlik ve genel ekonomik görünümde öngörülen veya öngörülemeyen dalgalanmaları yönetmeye çalışırlar.

Güvercin Para Politikası, ekonomik büyümeyi teşvik etmeyi ve işsizliği azaltmayı temel alır. Ekonomik büyümeyi ve istihdam yaratmayı öncelik aldığından dolayı bu amaçla da kısa vadede enflasyon oluşmasına razı bir yönetim gösterir. Faiz oranları konusunda ise borçlanma ve harcamayı teşvik etmek için faiz oranlarını düşürmeyi önerir. Düşük faiz oranları borçlanma maliyetini ucuzlatacağından bu da işletme yatırımlarında ve tüketici harcamalarında canlanmaya yol açar. Para arzının genişletilmesi konusunda devlet tahvilleri satın almak veya bankalar için zorunlu karşılık oranlarını düşürmek gibi yöntemler yoluyla para arzını genişletmeyi savunur. Bu durum kredinin kullanılabilirliğini artırır ve işletmelerin ve bireylerin borçlanmasını kolaylaştırıcı etki yapar. Ekonomiye etkisi bakımından ise amacı ekonomik aktiviteyi ve istihdamı canlandırmaktır. Düşük faiz, para arzının arttırılması açıkladığım üzere yatırımı ve harcamayı teşvik ederek bir ekonomik hareketlilik yaratır ancak; dikkatli ve özverili yönetilmediği zaman yüksek enflasyon riski ile karşı karşıya kalınabilir.

Şahin Para Politikası, enflasyonu kontrol etmeyi temel alır. Enflasyon oranlarını düşük tutmayı ve fiyat istikrarını sağlamayı amaçlar. Faiz oranları konusunda ise borçlanmayı ve harcamayı kontrol altında tutmak için faiz oranlarını yükseltmeyi önerir ve uygular. Bu durumda borçlanma maliyetini arttıracağından gerek işletmeleri gerekse de tüketicileri aşırı borçlanmaktan vazgeçirir. Para arzının sıkılaştırılması konusunda para arzını azaltmayı veya büyümesini engellemeyi savunur. Bunun için yöntem olarak devlet tahvillerinin satılması veya bankalar için kredi verme standartlarının sıkılaştırılması yolu seçilir. Yani, işletmelerin ve bireylerin krediye erişimini zorlaştırarak sonuca ulaşılır. Ekonomiye etkisi bakımından ise ekonomik büyümeyi teşvik etmekten ziyade enflasyonla mücadeleyi kendine öncelik alır. Bu da devamında tüketici harcamaları ve yatırımları azaltabileceğinden ekonomik aktiviteyi yavaşlatma riski ile karşı karşıya kalınabilir.

Ne güvercin ne de şahin ‘FED’ oldu kâhin!

FED’in son faiz kararı sonrası yayınlanan toplantı tutanakları bu başlığı atmama sebep olmuştur. Birazdan detayları ile değineceğim toplantı tutanakları geleceğe yönelik projeksiyonla ilgili adeta amiyane tabirle “şöyle de olabilir, böyle de olabilir; aslında şu da var” tarzında bir açıklama ile yayınlanarak FED’in çok da alışık olmadığımız bir tarz sergilediğine şahit oldum.

Federal Açık Piyasa Komitesi'nin (FOMC) 27-28 Ocak'ta düzenlenen toplantısına ilişkin tutanaklar, FED tarafından yayınlandı. FED’in bu son toplantısına ilişkin tutanaklar, bazı FED yetkililerinin enflasyonun beklentileri doğrultusunda düşmesi durumunda faiz indirimlerini destekleyebileceğini, bazı yetkililerin ise veriler değerlendirilirken faiz oranının bir süre sabit tutulmasının uygun olduğunu düşündüğünü gösterdi. Ayrıca tutanaklarda, bazı yetkililerin enflasyonun hedefin üzerinde kalması halinde politika faizinde yukarı yönlü ayarlamaların uygun olabileceğini değerlendirdiği, bu doğrultuda Federal Açık Piyasa Komitesinin gelecekteki faiz kararlarında "iki yönlü" bir tanımlamaya yer verilmesini desteklediği belirtildi.

Tutanaklara baktığımızda; politika faizinin beklentiler doğrultusunda yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit tutulduğu son toplantının tutanakları, enflasyon, büyüme görünümü ve iş gücü piyasasına dair belirsizlikler görüldüğünü ortaya koydu. Tutanaklarda enflasyon görünümüyle ilgili olarak ise enflasyonun yüzde 2 hedefi doğrultusunda düşeceğinin öngörüldüğü ancak bu düşüşün hızı ve zamanlamasının belirsizliğini koruduğuna vurgu yapıldığını görmekteyiz.

Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısında FED fonları için hedef aralığı %3,50-3,75'te sabit tutmak için 10’ a 2 oy kullanıldı. Diğer iki üye ise faiz indiriminden yana oy kullandı. Bununla birlikte bazı yetkililerin enflasyonun hedefin üzerinde kalması halinde politika faizinde yukarı yönlü ayarlamaların uygun olabileceğini belirtmesi yazımın başlığı olan Ne güvercin ne de şahin ‘FED’ oldu kâhin! ve amiyane tabirle tanımladığım “şöyle de olabilir, böyle de olabilir; aslında şu da var” kısmını açıkça ortaya koymaktadır.

Sonuç

Yazımın önceki bölümlerinde de detaylandırdığım üzere FED’in kafasının karışık olduğu aşikârdır. Bunun nedenin ise ABD Başkanı Donald Trump’ın FED’i, Başkanını ve Üyelerini etki altında bırakan açıklamaları olduğunu söylememiz yanlış olmaz. FED belki de kurulduğundan beri ilk kez bu kadar dış müdahaleye açık hale gelmiştir diyebiliriz. Bu durum da FED tutanaklarına yansımakta ve her toplantısı sonrası yapılan açıklama birbirini teyit etmeyen piyasa tahminleri ortaya çıkarabilmektedir. Birbirini teyit etmeyen bu tahmin veya görüşler de piyasanın paydaşları tarafından farklı şekillerde yorumlanmakta bunun sonucunda alınan ekonomik kararlar da çok da optimal olmayan sonuçlarla karşılaşılmasına yol açmaktadır.  

Tüm bunlarla birlikte geçen hafta sonu başlayan ABD’nin İran’a yönelik saldırıları ve bunun sonucunda ortaya çıkan belirsizlikler FED’in uzun bir zaman daha kâhin olma durumunu sürdüreceğe benziyor.