Dijital Hizmet Vergisi (DHV): Türkiye ve Dünya Uygulamaları Işığında Son Yasal Değişiklikler

Türkiye’de Dijital Hizmet Vergisi oranları 2026’da %5’e, 2027’de %2,5’e düşürülüyor. Düzenleme OECD uyumu ve dijital ekonomi etkileriyle ele alınıyor.

Dijital Hizmet Vergisi (DHV): Türkiye ve Dünya Uygulamaları Işığında Son Yasal Değişiklikler

Dijital Hizmet Vergisi (DHV): Türkiye ve Dünya Uygulamaları Işığında Son Yasal Değişiklikler

Dijitalleşme, sınırların ötesinde değer üretimini mümkün kılarken, vergi sistemlerini de köklü biçimde dönüştürmeye zorladı. Fiziksel varlık göstermeden bir ülkede ciddi gelir elde edebilen çok uluslu dijital platformlar, uzun süre ulusal vergi sistemlerinin “kör noktası” olarak kaldı. Bu boşluğu doldurmak amacıyla geliştirilen Dijital Hizmet Vergisi (Digital Services Tax – DST / DHV), hem Türkiye’de hem de dünyada son yılların en tartışmalı mali politika araçlarından biri hâline geldi.

Türkiye’de yakın zamanda açıklanan Dijital Hizmet Vergisi oran indirimi, yalnızca teknik bir vergi düzenlemesi değil; aynı zamanda uluslararası vergi uyumu, yatırım iklimi ve OECD süreciyle senkronizasyon açısından stratejik bir adım niteliği taşıyor.

Dünyada Dijital Hizmet Vergisi Uygulamaları

Avrupa Birliği

AB düzeyinde ortak bir DST henüz yürürlüğe girmemiş olsa da birçok ülke geçici ulusal düzenlemeler uygulamaktadır: Bu vergiler, özellikle ABD merkezli teknoloji devleri nedeniyle uluslararası ticaret gerilimlerine yol açmıştır.

Ülke

Oran

Kapsam

Fransa

%3

Dijital reklam, veri satışı

İtalya

%3

Dijital platform gelirleri

İspanya

%3

Online reklam ve aracı hizmetler

Avusturya

%5

Dijital reklam

Birleşik Krallık

· DST %2 oran

· Yıllık 500 milyon GBP küresel gelir eşiği

· Açıkça “geçici” olarak tanımlanmıştır

· OECD Küresel Vergi Anlaşması (Pillar One) devreye girdiğinde kaldırılması planlanmaktadır.

Hindistan

· Equalisation Levy

· %2 oran

· Kaynak ülke esaslı agresif bir model

· Gelişmekte olan ülkeler için örnek teşkil etmektedir.

           Türkiye’de Dijital Hizmet Vergisi: Mevcut Durum

Türkiye, 2020 yılında 7194 sayılı Kanun ile Dijital Hizmet Vergisini yürürlüğe koymuştur. Bu vergilerden etkilenecek mükelleflere örnek verilecek olursa; Apple, Google, Microsoft, Meta, TikTok, Netflix, Spotify vb.

Kapsam

· Dijital reklam hizmetleri

· Dijital platform aracılık hizmetleri

· Dijital içerik (video, müzik, oyun, uygulama vb.)

Mükellefiyet Eşiği

· Türkiye’de yıllık ≥ 20 milyon TL

· Dünya genelinde ≥ 750 milyon €

Son Yasal Düzenleme: Oran İndirimi

            25.12.2025 tarihli ve 33118 sayılı Resmi Gazetede 7194 Sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 5 inci Maddesinin Üçüncü Fıkrasında Yer Alan Dijital Hizmet Vergisi Oranının Yeniden Belirlenmesi Hakkında Karar Dijital Hizmet Vergisi Oranlarının aşağıdaki tablodaki gibi olmasına karar verilmiştir.

Dönem

Oran

Mevcut

%7,5

1 Ocak 2026

%5

1 Ocak 2027

%2,5

Düzenlemenin Olası Gerekçeleri

OECD Küresel Vergi Reformu (Pillar One & Pillar Two)

Dijital Hizmet Vergisi uygulamaları, esasen OECD/G20 BEPS Projesi’nin henüz tamamlanmamış olması nedeniyle ülkeler tarafından geliştirilen geçici ve tek taraflı önlemler niteliğindedir. OECD’nin “Pillar One” düzenlemesi, çok uluslu dijital şirketlerin kârlarının fiziksel işyeri bulunmayan ülkelere de dağıtılmasını hedeflerken; “Pillar Two” ise küresel asgari kurumlar vergisi (%15) ile vergi tabanı aşındırmasını sınırlandırmayı amaçlamaktadır.

Türkiye’nin Dijital Hizmet Vergisi oranlarını kademeli olarak düşürmesi, şu yönlerden okunmalıdır:

· Çok taraflı vergi mimarisine uyum iradesi

· Tek taraflı vergilerin kalıcılaşmaması yönünde açık politika sinyali

· İleride yürürlüğe girmesi beklenen OECD mekanizmalarına geçiş hazırlığı

Bu yönüyle düzenleme, “vergiden vazgeçme” değil; vergilendirme yetkisinin küresel zeminde yeniden konumlandırılması olarak değerlendirilmelidir. Türkiye, olası bir küresel mutabakat gerçekleştiğinde, yüksek oranlı bir ulusal vergiyi ani şekilde kaldırmak yerine yumuşak geçiş (soft landing) stratejisini tercih etmektedir.

 Yatırım, Reklam Ekonomisi ve Dijital Piyasa Etkileri

Dijital Hizmet Vergisi, hukuken mükellef olan büyük platformlar tarafından fiilen reklam verenlere ve içerik üreticilere yansıtılan bir maliyet unsurudur. Bu durum özellikle:

            KOBİ’ler, start-up’lar, içerik üreticileri, e-ticaret satıcıları üzerinde dolaylı vergi yükü oluşturmuştur.

Vergi oranının %7,5’ten %2,5’e kadar düşürülmesiyle birlikte:

· Dijital reklam maliyetlerinde görece bir normalleşme

· Platformlara giriş maliyetlerinde eşiklerin düşmesi

· Yerli dijital girişimlerin rekabet gücünün artması beklenmektedir.

Bu bağlamda düzenleme, yalnızca mali bir tercih değil; aynı zamanda dijital ekonomi politikası aracıdır. Türkiye, dijital ekosistemi cezalandıran değil, ölçeklenmesini teşvik eden bir vergi mimarisine yönelmektedir.

Ticari ve Diplomatik Denge (ABD – AB Boyutu)

Dijital Hizmet Vergileri, özellikle ABD merkezli teknoloji devlerini hedef aldığı gerekçesiyle, uluslararası ticaret hukukunda ciddi tartışmalara yol açmıştır. ABD, bu vergileri zaman zaman:

· Ayrımcı, tek taraflı, misillemeye açık uygulamalar olarak nitelendirmiştir.

Türkiye’nin oran indirimi kararı şu açılardan önemlidir:

· ABD ile olası ticari gerilimlerin yumuşatılması

· AB ülkeleriyle vergisel uyum çizgisine yaklaşılması

· Türkiye’nin öngörülebilir ve rasyonel mali politika izlediğine dair uluslararası algının güçlendirilmesi

Bu yönüyle düzenleme, yalnızca mali değil; jeoekonomik ve diplomatik bir dengeleme hamlesidir.

           Mali ve Hukuki Değerlendirme

Avantajlar

Vergi Yükünün Öngörülebilirliği; Kademeli oran indirimi hem mükellefler hem de idare açısından belirsizliği azaltır. Vergi planlaması daha rasyonel hâle gelir.

Kayıtlı Dijital Ekonominin Teşviki; Aşırı vergi yükü, kaçınma ve agresif vergi planlamasını teşvik ederken; makul oranlar gönüllü uyumu artırır.

Uluslararası Vergi Uyumunun Güçlenmesi; Türkiye, OECD sürecine entegre bir aktör olarak konumlanmakta; tek taraflı sert uygulamalardan uzaklaşmaktadır.

 Riskler

Kısa Vadeli Gelir Azalışı; Oran indirimi, özellikle büyük mükelleflerden elde edilen DHV gelirlerinde geçici düşüşe yol açabilir.

OECD Sürecinin Gecikmesi Riski; Pillar One uygulaması gecikir veya başarısız olursa, düşük oranlı DHV’nin kalıcılaşması mali kapasite açısından tartışma yaratabilir.

Vergi Politikası Esnekliği; Dijital ekonomi çok hızlı değiştiğinden, sabit oranlı vergiler zamanla yetersiz veya işlevsiz hâle gelebilir.

Türkiye’de Dijital Hizmet Vergisi oranlarının kademeli olarak düşürülmesi, basit bir vergi indirimi olarak değil; Küresel dijital vergi mimarisine uyum, dijital yatırımları teşvik eden rekabetçi vergi politikası, çok taraflı mali diplomasi aracı olarak değerlendirilmelidir.

Bu yaklaşım, Türkiye’nin dijital ekonomiyi vergilendirirken boğmayan, aynı zamanda vergi egemenliğini küresel düzlemde yeniden tanımlayan bir çizgi aradığını göstermektedir.