MERKEZ BANKACILIĞI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME: “MARTİNS KAZAKS”I ANLAMAK! ‘DİŞ TEDAVİSİ ÖRNEĞİ’ İLE ‘AT TERBİYECİLİĞİ ÖRNEĞİ’NE BAKIŞ

MERKEZ BANKACILIĞI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME: “MARTİNS KAZAKS”I ANLAMAK! ‘DİŞ TEDAVİSİ ÖRNEĞİ’ İLE ‘AT TERBİYECİLİĞİ ÖRNEĞİ’NE BAKIŞ

Letonya Merkez Bankası Başkanı olan ve aynı zamanda Avrupa Merkez Bankası(ECB) Yönetim Kurulu üyeliği ile Genel Konsey üyeliği görevlerini yürüten aynı zamanda Letonya'nın Uluslararası Para Fonu'ndaki temsilcisi olan “Martins Kazaks” ın dünya ekonomileri ve özellikle merkez bankacılığı ile ilgili tespit ve yorumları uzun zamandır dikkatimi çekmekte olup bu yazıyı kaleme alma nedenlerim olmuştur.  

Bilindiği üzere merkez banklarının temel görevi fiyat istikrarın sağlanmasıdır. Temel başlıklarda ise “Fiyat İstikrarı, Finansal İstikrar, Döviz Kuru Rejimi, Banknot Basma ve İhraç İmtiyazı ve Ödeme Sistemleri Yönetimi” gibi görevlerini geniş manada sıralayabiliriz. Detaylandırdığımızda para politikasının uygulanması, ülkenin toplam para arzının kontrolü, hükümetlerin ve bankaların bankası olma, ülkenin döviz ve altın rezervlerini yönetme, bankacılık sektörünün düzenlenmesi ve denetlenmesi, resmi faiz oranını ve ülkenin döviz kurunu yönetmek amacıyla belirlemek ve bu oranın çeşitli politika mekanizmaları aracılığıyla piyasada etkili olmasını temin etmeye çalışmak gibi işlevlerini sayabiliriz.

Günümüzde tüm dünyada merkez bankaları açısından kamuoyuna da en çok yansıyan konunun faiz ve bunun ekonomik işleyişe etkisi olduğu aşikârdır. Gerek Amerikan Merkez Bankası (FED) gerekse de Avrupa Merkez Bankası(ECB) son yıllarda tüm dünyada artış gösteren enflasyonu faiz aracılığı ile kontrol altına almaya çalışmaktadırlar.

Çok uzun senelerdir yüksek enflasyon ile karşılaşmayan Amerika ve Avrupa; özellikle pandemi döneminden sonra artan enflasyonla mücadelede hem kendi ülke içi ekonomik ve siyasi taraflarla hem de ülke dışı ekonomik ortaklıklarla faiz konusunda çatışmalar yaşamış ve enflasyonun nasıl ve hangi yöntemlerle ne kadar bir süre zarfında eski haline döndürüleceği konusunda yöntem farklılığına düşmüşlerdir.

Acil ve radikal bir kararla faizlerin çok hızlı bir şekilde indirilmesini savunan ekonomistlerle birlikte bunun daha geniş bir zamanda sürece yayılarak yapılması gerektiğini savunan ekonomistler de bulunmaktadır.

Bu noktada Letonya Merkez Bankası Başkanı olan ve aynı zamanda Avrupa Merkez Bankası(ECB) Yönetim Kurulu üyeliği ile Genel Konsey üyeliği görevlerini yürüten “Martins Kazaks” ın iki farklı çarpıcı örneği olan ‘Diş Tedavisi Örneği’ ile ‘At Terbiyeciliği Örneği’ üzerinden günümüz dünyası ekonomik gelişmelerini açıklamaya çalışacağım.

‘Diş Tedavisi Örneği’

Martins Kazaks, enflasyon ve faiz oranlarını ele aldığı yazısında “Özellikle son iki yılda faiz oranlarında büyük bir düşüş gördük. Ve bu devam etmeli. Bu, ekonomi için iyi bir destek olacak, ancak asıl önemli olan belirsizliği (jeopolitik) azaltmak ve verimliliği ve ekonomik büyümeyi teşvik eden yapısal reformları kendimiz gerçekleştirmektir. Düşük faiz oranları ekonomiye yardımcı olacaktır, ancak daha hızlı büyüme ve daha yüksek gelirler için gerçek ilaç, verimlilikte hızlı bir artıştır. Dişiniz ağrıyorsa ağrı kesici alabilirsiniz. Ama dişçiye gitmek daha iyidir, dişiniz tamir edilir ve ağrı kesiciler midenizi bozmaz.” açıklamalarında bulunmuştu.

‘At Terbiyeciliği Örneği’

Her yıl FED tarafından yaz aylarında düzenlenen ve Amerika Birleşik Devletleri dışındaki ülkelerin merkez bankaları başkanları ile ekonomistlerinin de davet edildiği ve dünya ekonomik sisteminin değerlendirildiği Jackson Hole toplantılarının geçtiğimiz yaz ki toplantısında Martins Kazaks, enflasyon ve faiz oranları ile ilgili “Bir atı terbiye etmenin iki farklı yolu vardır. Bunlardan birincisi, onu korkuyla terbiye etmektir; ancak bu yöntem atın hafızasında unutulmayacak travmalar bırakır. İkinci yöntem ise, daha nazik ve daha az yıpratıcı olan net sınırlar çizip el çırpma gibi kibar uyarılarla atı yönlendirmektir. Merkez bankacılığı da böyledir. Faizleri sert şekilde artırıp durgunluk pahasına enflasyonu ezebilirsiniz. Ama daha sağlıklı olan yöntem, tüm paydaşların enflasyon hedefine inanması ve fiyatlarını bu hedefe göre ayarlamasıdır. Eğer merkez bankasının koyduğu sınırlara güven duyuluyorsa, merkez bankası da ekonomik paydaşlara karşı daha nazik olma şansına sahiptir.” açıklamalarında bulunmuştu.

Martins Kazaks’tan Hareketle Enflasyon ve Faize İlişkin Veriler Işığında Analiz

Euro bölgesi yıllık enflasyonu Ocak 2026'da yıllık %1.7'ye gerileyerek Aralık'taki %2.0'dan düştü ve piyasa beklentileriyle uyumlu olarak Eylül 2024'ten bu yana en düşük seviyesini işaret etti. Düşüş, avronun ay sonunda $1.20'nin üzerinde dört yılın en yüksek seviyesine ulaşmasıyla gerçekleşti. Hizmetler enflasyonu dört ayın en düşük seviyesi olan %3.2'ye yavaşladı, enerji fiyatları ise daha da düştü ve Aralık'taki %1.9'luk düşüşe kıyasla %4.1 azaldı. Buna karşılık, işlenmemiş gıda enflasyonu %4.4'e (3.5% karşısında) ve enerji dışı sanayi malları %0.4'e (0.3% karşısında) yükseldi, işlenmiş gıda, alkol ve tütün fiyat artışı ise %2.1'de sabit kaldı. Enerji, gıda, alkol ve tütünü hariç tutan temel enflasyon %2.2'ye düştü ve Ekim 2021'den bu yana en düşük seviyesini gördü, beklentilerin biraz altında kalarak %2.3 oldu. Önemli avro bölgesi ekonomileri arasında, HICP (uyumlu tüketici fiyat endeksi) Fransa'da %0.4'e (0.7% karşısında), İspanya'da %2.5'e (3.0% karşısında) ve İtalya'da %1.0'a (1.2% karşısında) gerilerken, Almanya'da %2.1'e (2.0% karşısında) yükseldi.

Avrupa Merkez Bankası(ECB), 2026'nın ilk politika toplantısında faiz oranlarını değiştirmedi ve enflasyonun orta vadede %2 hedefinde istikrar kazanmasının beklendiğini yineledi. Ana refinansman işlemleri için faiz oranı %2,15'te sabit tutulurken, mevduat faizi ve marjinal kredi faiz oranları sırasıyla %2,0 ve %2,4 olarak korundu. ECB, euro bölgesi ekonomisinin dayanıklı kaldığını ancak görünümün belirsizliğini sürdürdüğünü, özellikle küresel ticaret politikası riskleri ve devam eden jeopolitik gerginlikler nedeniyle uyardı. ECB basın toplantısında konuşan Başkan Lagarde, hem merkez bankasının hem de euro bölgesi enflasyon görünümünün "iyi bir yerde" olduğunu yineledi. Enflasyon rakamlarının önümüzdeki aylarda dengesiz hareket edebileceği konusunda uyardı, ancak politika kararlarının herhangi bir veri açıklamasına dayanarak verilmemesi gerektiğini vurguladı. Lagarde, enflasyon görünümündeki belirsizliğin normalden daha yüksek olduğunu kabul etti ve bu durumun küresel politika ortamındaki dalgalanmayı yansıttığını belirtti.

Değerlendirme ve Sonuç

Yazımın başlığından da hareketle şunu diyebilirim ki gerçekten de küresel boyutta Martins Kazaks’ı anladığımız günlerdeyiz. Finansal istikrar amacı enflasyonla çatıştığında enflasyonla mücadele edildiğine dair kamuoyunu ikna etmek daha zorlu bir süreçtir. Merkez bankalarının hangi politika aracını hangi amaç için kullandığını kamuoyuna anlatması bir zorluk olarak görülmekle birlikte ‘Diş Tedavisi Örneği’ İle ‘At Terbiyeciliği Örneği’nde de görüldüğü üzere bunu tüm ekonomik aktörleri ikna edip; sert ve beklenmedik kararlar almadan daha ihtiyatlı ve geçiş sürecinde ekonominin tüm paydaşlarının bu süreçten en az olumsuzlukla çıkaracak politikalar uygulamalıdır. Bu merkez banklarına kredibilite yaratacak ve At Terbiyeciliği Örneği’nin açıklamasında olduğu gibi ekonomik aktörlerin hatıralarında acı hikayeler bırakmayacaktır. Ülkemizin de içinde bulunduğu ve etkilendiği küresel boyutta ekonomik canlanma amacıyla düşük faizli krediye ulaşım için faizlerin optimal seviyeye çekilmesi ve bunun da ölçülü faiz indirimleri ile desteklenmesi bu aşamada tarafımca faydalı olarak değerlendirilmektedir.

Yararlanılan Kaynaklar

https://ec.europa.eu/eurostat

https://tr.tradingeconomics.com/